Koca Koca Rezillikler

Türk dizi endüstrisi bir gün bile beni şaşırtmamazlık etmiyor. Her gün yeni bir rezilliği önümüze koyuyorlar “aha bu dizi bunu izle” diye. İnsanların ana akım medyadan uzaklaşmasına da sonra şaşırıyorlar ama niye izlenmiyor diye…

Geçen sene Ufak Tefek Cinayetler’ deki bahçe cücesini ve pilates topunu almışlar, sonra da yeni dizi yapmışlar bunlara. Dizinin olayı bu. Bu kadar! Ne bir eksik, ne bir fazla. En az bahçe cücesi kadar gerizekalı bir adam, en az pilates topu kadar hırslı ve kötü kalpli bir genç kız. Geçen sene o tepki aldı ya bu sene onun ekmeğini yeriz diyenler çıkmış yine.

5b7156ab7152d822383ed42e

Bahçe cücesi Mehmet, keko karısı Arzu ve pilates topu Burcu…

Adam karısını aldatıyor, aldattığı kız evlenmek için insan üstü bir hırs yapmış bir şekilde adamı çekiştiriyor. Adamın karısı çocuklarla ortada kalıyor, kadın gurur yapıyor o adamın bir kuruşunu istemem diye. Ama kadın hayatı boyunca hiç çalışmamış ve sadece çocuklarına bakmış. Kötü kadın ise genç yaşında hayatın sillesini yemiş çok çalışmak zorunda kalmış…

“Ödül: erkek” temalı dizilerden bir başkası yani. Diziyi daha ayrıntılı ve benden daha iyi açıklayan bir başka yazı için lütfen bakınız.

O yazıda dizinin neden sığ kaldığını, bazı şeylerin neden gözümüze battığını anlatan bir kısım var. Karakterler, anlatım, hikaye… Onlarla ilgili yani.

Dizide o kadar çok falso var ki tek tek yazılmaz. Öyle böyle kötü bir dizi değil. Ama yapımcıları bu tepkilere seviniyor sanırım. Zira yüzlerine tükürsen “aa tepki aldık” diye sevinip köşe olacaklar…

RTÜK bunlara bir ceza yazmış. Ama neyine ceza yazmış gelin bakın. Olduğu gibi kopyalıyorum:

 “AA’ın haberine göre, RTÜK, pazartesi günleri ekrana gelen ‘Koca Koca Yalanlar’ dizisinde, ‘erkeklerin eşlerini aldatmalarının normal bir davranış olarak’ ekranlara yansıtıldığını belirtti.”

 

O dizide insanın gözüne en az batan şey adamın karısını aldatmayı kendisine hak görmesi. Dediğim gibi o kadar falso var ki o dizide. RTÜK’ ün onlara başka başka şeyler için ceza vermesi gerekirdi. Mesela Türk genç kızını “koca avcısı” olarak gösterip aşağılamaktan, Türk erkeğini “yularını nereye çeksen oraya gider” şeklinde gerizekalı göstermekten, karikatürize edilmiş ancak tek işi başkasının evinde onun ekmeğini yiyen beleşçileri normalleştirmekten, dayakçı ve dırdırcı kaynana resmetmekten, adam tutup birisini dövdürmeyi normalleştirmekten, şantaj yapıp iş sahibi olmayı normalleştirmekten, orta yaşlı evli Türk kadınının çok kolay salak yerine konulabileceğini gösteren maço tavırları normalleştirmekten (ki aldatmak buna dahil değil henüz), çalışan kadınları kötü gösterip ev hanımı kadınları yücelterek ikilik yaratmaktan, SÖZLÜ TACİZden ve daha neler nelerden…

Ama neymiş erkeklerin eşini aldatmayı normalleştirmesiymiş. Her şeyimiz erkeğin çükünün ucunda. Erkek bu dizide aldatmasaydı bu dizi sürer gider, kimse de şikayet edemezdi. Daha öncekilerde olduğu gibi… Türk dizi tarihi yukarıda saydığım konulardan ceza almayıp zeytinyağı gibi üste çıkmış vasatın altında, art niyetli yapımcıların paragöz emelleri doğrultusunda oluşturulmuş dizi kaynıyor…

Sonra da “aa ana akım medya neden böyle oldu”… Dua et sen amk o ana akımı sana yedirmiyorlar diye.

Ay sinirlendim!

Dizi Benzetme

Son zamanlarda başlayan dizilerden bir tanesi “Ufak Tefek Cinayetler”. Ben de her normal Türk insanı gibi bazen oturup televizyon izliyorum allah belamı versin ki. Dizinin konusunun orijinalliğini bilemeyeceğim. Nelerden esinlenmişler, kim yazmış, kaç yıllık senaryo ve prodüksiyon hazırlığı var falan hiçbir fikrim yok.

Ha evet, diziler ısmarlama olarak 2 haftada hazırlanan şeyler değil normalde. Beeeeen Amarigadaykeeen film ve tv prodüksiyonu okuyan arkadaşlarımın dediğine göre bir senaryoyu oluşturmak bile 2 yıldan fazla sürüyor idi. Tabii bu onların standardı, bizimkini bilemem.

source.gif

İşte her neyse, Ufak Tefek Cinayetler bir sürü popüler oyuncunun toplandığı, telifli şarkıların bol bol kullanıldığı enteresan bir dizi. Kötü insanların entrikaları falan var. Bir cinayet işlenmiş ve polis olayı soruşturuyor. Ancak soruştururken hangi karının canı sıkılınca nasıl bir pasta yaptığını ve kime ne zaman bunu götürüp onlarla ne konuştuğunu falan öğrenebiliyorlar çok alakasız insanlardan. Çok acayip……

Bakın en baştan söylüyorum. Esinlensinler, örnek alsınlar. Yeter ki bize bok gibi işler çıkarmasınlar. Her yollarını mübah görürüm. Sen güzel bir dizi yap da çıkış noktası, örnek aldığı seriler falan olsun eyvallah hepsine razıyım ben.

Big Little Lies diye bir dizi vardı Emmy’leri süpürdü resmen. Nicole Kidman, Reese Witherspoon ve dizideki neredeyse herkes döktürdü yahu izlemelere doyamadık. Mükemmel bir şeydi bence. Ufak Tefek Yalanlar pardon Big Little Cinayetler aman her ne ise işte efenim bunlar acayip birbirine benziyor. Benzerliği görmemek için KÖR olmak gerekir. SAĞIR olmak gerekir. GERİZEKALI olmak gerekir. Size tek tek neresinin benzediğini örneklerle göstermek isterdim ama onun için dizileri baştan izlemem ve her ayrıntıyı kaydetmem gerekir ki bu yoğunlukta mümkün değil benim için.

“Hiç benzemiyooor” diyenlerin savı şu: “Konu çok farklı, ne alakası var.”

Bunu söyleyenlerin kafalarını o polis cam aynasına gömesim geliyor. Ulan dizideki bakışmalar bile aynı sen ne diyorsun? Hikayenin anlatılış şekli komple aynı. Big Little Lies da polis sorgu odasında yavaşça anlatılıyor. İki dizide de birbirine tavır alan kadınlar var. İkisinde de bir cinayet işlendiği söyleniyor ama kimin öldürüldüğü söylenmiyor.

Pretty Little Liars’ a da benziyor. İki dizide de zengin muhiti, süper süslü zengin kızçeler, birbirlerine gençlik yıllarını zehir etmiş insanlar, cenazeler, süslenmeler, partiler, gizemler…

The Affair diye bir dizi varmış onu izlemedim onla da benzetiyorlar.

“Hiç benzetemiyoooorum” nedir lan? Dağda mağarada mı büyüdün? Hiç mi ekran yüzü görmedin? Hiç mi internete girmedin?

giphy.gif

Tamam sakin oluyorum. Gidip diziyi izleyelim biraz daha. Bakalım başka nelere benzemiyormuş asldkjfsdfgh.

Küfürizm

Böyle bir rahatlık var son zamanlarda, belki de aldığım ilaçların etkisindendir. Hep bir koy göte rahvan gitsin havası var.

fuck.gif

Yolda yürürken kendi kendime konuşuyorum, laf atana küfürle cevap veriyorum mal gibi kalıyorlar (çünkü alışmışlar cevap almamaya). Hep bir “Sana ne amına koyayım” havası. Bir süredir blogta da kullanmayı çok istememe rağmen kendimi kısıtladım küfür kullanmayı ama sonra dedim kendi kendime “sikerler” diye, resmen kendime geldim ayol. Kime ne ulan ne yazdığımdan, herkes kendi bokuna baksın siksik konuşmadan önce.

Herkesi haşlıyorum, bir laf söyleyene on laf söylüyorum, hötlüyorum şahıslara. Evdekilere, dışarıdakilere, 20 metre yakınımdaki her şeye ve herkese. Götlük yapmasın kimse.

shits.gif

Tüm bunlar hep 1 yıl önceki çalıştığım yer ile kaynaklı baskılardan ötürüydü. Orayı da ayrı bir siksinler. Damnata invisus ubique ab omnibus, ad infinitum, amk…

Belanızı düzsünler ibne çocukları, Kaliforniya’ dan “flower child” olarak herkese barış dağıtarak gelen şu kızı ne hallere soktunuz, aferin amk. Allah hepinizin belasını versin, size su veren itfaiyenin hortumunu siksinler.

çaki.gif

Grunge Gotiği

Son zamanlarda etrafta dönen bir muhabbet var. Bazı kızlar “grunge make-up” diye bir isim uydurmuşlar ve bildiğin ağır GOTİK makyajını insanlara grunge imiş gibi gösteriyorlar. Ağır cehalet.

Bakınız hatta şöyle bir şey yapıyorlar:

Bariz gotik makyajı işte. Arada pinterest’ ten falan bakıyorum “grunge” etiketine gördüklerime inanamıyorum resmen. Bildiğin gotik, ağır gotik hem de emo falan da değil.

cf6eb6a37ea0bf628e1c7dff356e50af

Şimdi soldaki resme bir bakın. Buna grunge diyorlar. Niye lan? Nasıl? Neresinde bunun grunge? Saçı kesip boğazına  yular bağlayınca grunge mı oluyorsun?

Bir kere grunge moda türü müdür diye sormak gerek. Ben en son baktığımda müzik türüydü, moda değil.

Hele bu yıl her yerde “choker” denilen doksanlar ucubesi lastikler dolanıyor. Bunlar, boğaza tamamen sarılan kolyeler, sarkmaz, böyle seni boğar gibi durur o yüzden adı “choker”. Bunu takan insanlara bakarsınız “ay çok gıranc, ay çok doksanlar” diye dolanırlar.

f6c6cda04cbba1e874552d06b1a600a8

Bir sürü emek harcıyorlar, bir sürü para harcıyorlar. O kadar çok uğraşıyorlar ki “moda” adına. Benim bir tarzım var diyebilmek için harcadıkları bu emeğe sıkılmamak elde değil.

Yanlış anlaşılmasın, gerçekten takdir ettiğim bazı durumları da oluyor bu kızların. Henüz 17 yaşında bu kadar makyaj bilmeleri, kıyafetlerini seçerken takıntılı olmaları belki de güzel bir şey. Bende de olsun isterdim, ben o yaştayken.

Ama o kadar uğraşıyorsun, bari neyin ne olduğunu bil be kuzum ya. Madem bu kadar uğraşıyorsun “bunun adı grunge değil bu gotik” diyebilmelisin mesela. Madem bu kadar düşkünsün tarzlara, Ali’ ye Veli deme bari.

Özentinizi anlıyorum ve yürekten destekliyorum. 1999 doğumlu olup “grunge” ve “90lar” diye gezmene kızmıyorum. Eyvallah, tabii ki de seveceksin, bilmek isteyeceksin. Ama cahilliklere kapılıp da kendini rezil etme bebişim, emeğine ve karakterine yazık.

Bu kadar.