Cep Telefonu Sevimsizliği

Arkadaş sevmiyorum telefon falan.

Ben o Nokia’ dan sonra başka telefon sevemem. İmkansız.

iPhone’ muş… Bir kere katlanabilir değil. Siyah hiç değil. Aptal saptal bir sürü işi var. Şarj desen bir sıkıntı. Lan telefon çalmıyor bile. Çalsa da ben duymuyorum. Sonra sessize alıyorum bu sefer de titreşimden durulmuyor. Ulan ayarsız. Ulan biçimsiz… Ben bir kere telefon melodime istediğim şarkıyı koymayı isterim. Ama efendim neymiş o iş çok geride kalmışmış artık cep telefonuna müzik yükleyen mi varmış da falan filan.

giphy-downsized-large.gif

Bence de Liam abi…

Bence yakın bir zaman içerisinde teknolojiden anlayan ablalar ve abiler tutup yeni bir şey çıkaracak. Böyle eskisi gibi göze ve kalbe hitap eden güzel bir tasarıma sahip ancak bugünün getirdiği uygulamalara ve alışkanlıklara açık bir şey. O anı dört gözle bekliyorum.

Zira ben bu telefondan çok sıkıldım. Hediye olmasa hayatta almazdım.

Not: Telefondan sıkıldım ama uygulamalardan değil. Siz anladınız onu.

Dizi Benzetme

Son zamanlarda başlayan dizilerden bir tanesi “Ufak Tefek Cinayetler”. Ben de her normal Türk insanı gibi bazen oturup televizyon izliyorum allah belamı versin ki. Dizinin konusunun orijinalliğini bilemeyeceğim. Nelerden esinlenmişler, kim yazmış, kaç yıllık senaryo ve prodüksiyon hazırlığı var falan hiçbir fikrim yok.

Ha evet, diziler ısmarlama olarak 2 haftada hazırlanan şeyler değil normalde. Beeeeen Amarigadaykeeen film ve tv prodüksiyonu okuyan arkadaşlarımın dediğine göre bir senaryoyu oluşturmak bile 2 yıldan fazla sürüyor idi. Tabii bu onların standardı, bizimkini bilemem.

source.gif

İşte her neyse, Ufak Tefek Cinayetler bir sürü popüler oyuncunun toplandığı, telifli şarkıların bol bol kullanıldığı enteresan bir dizi. Kötü insanların entrikaları falan var. Bir cinayet işlenmiş ve polis olayı soruşturuyor. Ancak soruştururken hangi karının canı sıkılınca nasıl bir pasta yaptığını ve kime ne zaman bunu götürüp onlarla ne konuştuğunu falan öğrenebiliyorlar çok alakasız insanlardan. Çok acayip……

Bakın en baştan söylüyorum. Esinlensinler, örnek alsınlar. Yeter ki bize bok gibi işler çıkarmasınlar. Her yollarını mübah görürüm. Sen güzel bir dizi yap da çıkış noktası, örnek aldığı seriler falan olsun eyvallah hepsine razıyım ben.

Big Little Lies diye bir dizi vardı Emmy’leri süpürdü resmen. Nicole Kidman, Reese Witherspoon ve dizideki neredeyse herkes döktürdü yahu izlemelere doyamadık. Mükemmel bir şeydi bence. Ufak Tefek Yalanlar pardon Big Little Cinayetler aman her ne ise işte efenim bunlar acayip birbirine benziyor. Benzerliği görmemek için KÖR olmak gerekir. SAĞIR olmak gerekir. GERİZEKALI olmak gerekir. Size tek tek neresinin benzediğini örneklerle göstermek isterdim ama onun için dizileri baştan izlemem ve her ayrıntıyı kaydetmem gerekir ki bu yoğunlukta mümkün değil benim için.

“Hiç benzemiyooor” diyenlerin savı şu: “Konu çok farklı, ne alakası var.”

Bunu söyleyenlerin kafalarını o polis cam aynasına gömesim geliyor. Ulan dizideki bakışmalar bile aynı sen ne diyorsun? Hikayenin anlatılış şekli komple aynı. Big Little Lies da polis sorgu odasında yavaşça anlatılıyor. İki dizide de birbirine tavır alan kadınlar var. İkisinde de bir cinayet işlendiği söyleniyor ama kimin öldürüldüğü söylenmiyor.

Pretty Little Liars’ a da benziyor. İki dizide de zengin muhiti, süper süslü zengin kızçeler, birbirlerine gençlik yıllarını zehir etmiş insanlar, cenazeler, süslenmeler, partiler, gizemler…

The Affair diye bir dizi varmış onu izlemedim onla da benzetiyorlar.

“Hiç benzetemiyoooorum” nedir lan? Dağda mağarada mı büyüdün? Hiç mi ekran yüzü görmedin? Hiç mi internete girmedin?

giphy.gif

Tamam sakin oluyorum. Gidip diziyi izleyelim biraz daha. Bakalım başka nelere benzemiyormuş asldkjfsdfgh.

Ayın 5 Şarkısı

Bu ay aslında 5’ten fazla şarkıya takıldım. Ancak hepsini tek seferde paylaşmak istemedim. Diğerlerine biraz zaman vermek istedim. O yüzden başlayalım!

 

  1. Wanton Bishops – Hitman

Tespih metal. Bu kadar.

 

2. Harry Styles – Sign Of The Times

Bu şarkıyı geçen yazıda da paylaşmıştım. Bu ay o kadar çok dinledim ki kendime hayret ettim.

 

3. Brand New Sin – Once In A Lifetime

Bu şarkı nostalji kontenjanından girdi. Öyle ahım şahım değil, ama bazen dinlemek geliyor işte. Bu ay da aynen öyle oldu.

 

4. The Spiritual Machines – My Heart Wants Blood

Dark Souls’ta çalıyormuş galiba. Bilmiyordum. Ama sevdim.

 

5. Georgi Kay – Head Full of Lies

Mükemmel değil de nedir? Döne döne dinlediğim bir şarkı işte.

 

Önümüzdeki aylarda değişik şarkı listesi fikirlerim var. Takipte kalın 😉

BBC Polis Akademisi

Son zamanlarda o kadar BBC izledim ki tarif edemem. Oturuyoruz bütün bir gün bunu izliyoruz. Niye? Harika diziler var da ondan. Yani bir dizinin tekrarı kaç kere izlenebilir? Hepsini izliyoruz valla acımasız. Bu dizilerin çoğunluğu (Belki de Call The Midwife hariç hepsi) polisli, dedektifli, suç çözmeli diziler.

Amme hizmeti yapıp BBC Polis Akademisi dizilerini sizlerle paylaşıyoruz:

 

  1. New Tricks

Polis emeklileri bir grup yaşlı ve garip adam ile başlarında cevval bir polis abla oturup çözülmemiş davaları tekrar açıyorlar. O kadar zevkli, o kadar mantıklı bir dizi ki 12 sezon devam etmiş. Ben hala neden bitirdiklerini anlamıyorum. Sonsuza kadar çekilebilirmiş gibi geliyor.

 

2. Father Brown

Peder Brown, küçük bir kasabanın çılgın din adamı. Adeta esas işi gizemleri ve suçları çözmek ama kendisi peder olarak saklanmakta. Her olayın çözülmesinde bir parmağı var. Bir de belalısı var Flambeau. Hırsız adamın teki. Ama hem düşman hem dost bu peder ile. Muhteşem ötesi bir dizi, kesinlikle tavsiye ederim. Orijinalini de izlemek isterdim.

 

3. Death In Paradise (Cennette Ölüm)

İlk başlarda sürekli bu diziyi izler, diğerlerini küçümserdik ancak şimdilerde esas küçümsediğimiz bu dizi oldu. İlk iki sezon esas adam dedektif farklıydı. 3. sezonda Kris Marshall’ ın gelmesi ile diziye renk geldi resmen. Ancak işin kötü tarafı sürekli başa dönüyor ve sonraki sezonlarda hiç yayınlanmamış bölümleri vermek yerine ilk bölümler ile kafa yoruyor. Kaçırmanız imkansız.

 

4. Happy Valley

İnsana biraz Fargo havası veriyor ama mükemmel bir dizi bu da. Hanım abla bir polis memurunun kallavi bir suçu çözme çabasını anlatıyor. Hem hayatındaki sorunları hem de suçluları idare ediyor. Bu da büyük potansiyelli bir dizi.

 

5. Ripper Street

Hepsinin arasında en az izlediğim dizi. Daha vahşi olduğundan mıdır nedir hep gece yarısına koyuyorlar. İnsanın o saate öyle bir şey izleme isteği kalmıyor pek. Ama hem oyunculuklar hem de dekor muhteşem. İzlenmesi gerek.

6. Silent Witness

Adli bir tabip ve çalışma ekibinin başına gelenler söz konusu. Bu da o kadar uzun sürmüş (ve hala sürmekte) ki başroldeki insanlar değişmiş.  21 Sezon nedir amk? Hayır yani 22. si de garanti 23 bekleniyor. Vay babanın kemiği…

 

7. Sherlock

Bahsetmeye gerek yok.

 

8. The Coroner

Bunu sık sık vermez pek ancak yine de güzel bir dizi. 20 bölüm olmasına üzülüyor insan. Ama yine de bunun gibi bir sürü dizi var o yüzden çok da sorun değil.

 

9. Whitechapel

Hannibal izleyen adam bunu da izler. Bu Hannibal’ den daha iyi. 4 sezon. Ve mükemmel bir senaryosu var.

 

10. Silk

Avukatlar ile alakalı bir dizi daha çok. Biraz da mahkemeler nasıl geçiyor görmek isterseniz bakın derim. Whitechapel’ daki adam oynuyor.

 

11. Scott and Bailey

İki kadın dedektif, bütün polisiyenin yükünü çekiyor gibi bir dizi. Bütün iş arkadaşları tüm işleri savsaklar sadece bu ikisi mükemmel iş çıkarır. İzlemesi çok güzel.

 

12. DCI Banks

Dedektif Banks çok muhteşem bir adam ve olaylar hep onun üzerine gerçekleşir. Çok acayip bir tanım oldu ancak bundan daha iyi bir şekilde yazamazdım. Aferin bana.

 

 

Ben sanki liste daha uzun olacak sanmıştım. Belki de aklıma gelmedi henüz. Ayrıca Luther, Broadchurch gibi diziler de var ancak BBC’ de henüz denk gelmedim onlara ben. Siz geldiniz mi? Luther belki de Broadchurch hiç görmedim. Ayrıca bence Doctor Who’ yu da buraya ekleyebiliriz, zira o da zaman ve uzayda yolculuk yapsa da olay çözme odaklı bir dizi. Diğerlerinden pek bir farkı yok.

One Direction Kefareti

Müzik camialarında hep söylenen bir şey vardır: “Niye hep bu saçma sapan adamları meşhur ederler?” veya “Niye hep daha çok para getirsin diye bu işkenceyi yaparkar?”

Bahsettiğimiz şey ergen gençler ve onların sokulduğu şekiller. Sırf genç ergenlerin ve onların ailelerinin parasını almak için yarattıkları o boyband’ler. Sonuç ne peki? Psikolojisi bozulan kızlar mı dersin, dehşet paralar harcamış aileler mi, yoksa haftalarca başımızın beynimizin yendiği iğrenç şarkılar mı… Her birinden var.

Geçtiğimiz on yıl içerisinde One Direction bu şekilde beynimizi ve ömrümüzü yedi. Her yerde bunlar falan. Tabii biz artık ergenliğimizi geçtiğimiz için diğerleri kadar etkilenmedik ama etrafta öyle kızlar vardı ki kendilerinden nefret edecekleri günler çok yakın.

İsteyen istediğini sever, orası kesin. Ancak para uğruna yapılan işlerin samimiyeti ne yazık ki olmuyor. O yüzden One Direction dağıldığında vallahi sevindim.

Sonrası pek bir ilginçti. Oğlanların hepsi tek tek albüm çıkardı. Çıkardıkları şarkılara bakıyorsun, grup ile alakası yok. Ve ne yalan söyleyeyim tek tek dinleyince hepsi daha bir güzel geliyor.

Ben artık One Direction elemanlarından nefret etmiyorum.

Zayn Malik’ in Pillowtalk’ ı çok güzeldi bence.

 

Harry Styles’ ın şarkısı resmen muhteşem değil de nedir? Biz bu şarkılara tapmıyor muyduk? Tapmıyor muyuz hala başkası söylediğinde?

 

Nial Horan’ ın şu şarkısından da nefret etmedim ben şahsen:

 

İnanın diğerlerini dinlemeye henüz başlamadım bile. Bu kadarı bile yetti. Popüler işler yapmaya zorlanmasalardı bu kadar çok dinleyiciye ulaşırlar mıydı bu şarkılarla? Hayır. Ama şimdi yavaştan yerlerini bulmaya başlamışlar. O yüzden aferin lan size.

Affedildiniz.