Bayram Haftası Film Maratonu 2 ve 3

Bu yazı uzun olacak!

Zira eski okurlar bilir, ne zaman bayram için bir maraton düzenlesem mutlaka ama mutlaka bir yola gitmem gerekir ve bir yazı mutlaka bir diğer yazıyla birleşir. O yüzden lafı kesip hemen yazıyorum!

İkinci günün filmleri Moana, Logan ve The Batman Lego Movie idi.

Moana

p_moana_digitalhd_b1af905c.pngEğlenceli, çerez gibi bir film işte. Disney’ in son zamanlardaki prens yok aşk yok, önemli olan kardeşlik, dostluk, birbirimize destek havaları pek güzel. Ama Disney işte ne kadar iyi olabilirse o kadar iyi.

Maoui’ nin oynayan dövmesi bir harikaydı. Ama tabii ki benim favorim de herkesinki gibi Heihei idi. “Spirit animal” diye bir olay varsa ne olur benim hayvan Heihei olsun slkfjdşg.

Filmin en sevdiğim sahneleri sadece Heihei’ nin sahneleriydi. O yüzden bütün olarak bunu koymak daha mantıklı geldi.

Logan

loganAcayip depresif bir film arkadaş. X Men’ in kaybetmesini sevmiyorum ben. Tüm martavallıklarına rağmen dünyayı kurtarmalarını tercih ederim de ölmeleri, bilemiyorum Altan.

Sevdiğim sahne o yüzden yok. Ölmeyin lan…

Resmen filmi izlerken içim acıdı. Ayrıca ben kalp Boyd Holbrook. Bok gibi bir aktör olabilir arkadaş ama adam çok hoştu yahu.

Allah kahretsin benim gibi film izleyen insanı. Millet nelere taktı Logan’ ı izlerken benim düşündüğüm şeye bak DEYİP sonraki filme geçiyorum.

 

The Lego Batman Movie

lego_batman_whv_keyart.jpgİlk lego filmine bayılmıştım. Lego’ nun çektiği kısa kısa ama harika esprileri olan şeyleri de seviyorum (Epic Rap Battles’ ta Thor vs. Zeus gibi). O yüzden bu filmi de sevdim. Sevmemek için deli olmak gerekir. Biraz Despicable Me gibi olmuş. Hikaye çok ama çok benzer. Ama geç hikayeyi espriler harika. Me like it.

Robin bir harikaydı ya. Bu kadar salak bir şey olamaz. Adamın yanında Batman’ in kimliğini açık ediyorlar ama salak anlamıyor. Batman baba ve Bruce baba diyor adam ya skljdfkgdflghjfg.

 

Sonraki günün filmlerine geldi sıra.

 

Passengers

MV5BMTk4MjU3MDIzOF5BMl5BanBnXkFtZTgwMjM2MzY2MDI@._V1_UX182_CR0,0,182,268_AL_.jpgHerkes nefretini etti sıra bende. Parks & Recreation hayranıydım ama artık Chris Pratt’ i çok abartı buluyorum. Winter’s Bone hayranıydım ama artık Jennifer Lawrence’ i de çok abartı buluyorum. Film hakkında da çok fazla yorum yapıldı farkındayım, çoğunu okudum. Psikolojik değerlendirmeleri, ahlaki değerlerin çiğnenmesini vesaire vesaire… Benim tek bir sorum var size.

Bu amk sıkıcı filmini nasıl uyumadan bitirdiniz? Mıııııy mıııııy mıııııy…. Öfffffffff…. Yemin ederim daha fazla vakit harcamak istemiyorum şu filme.

 

Power Rangers

indirBirisi geçen bir şey demişti Twitter’ da. “Bir Power Rangers filmi ne kadar iyi olabilirse o kadar iyi işte”  diye. Diyeni unuttum ama gözlerinden öperim tespit gibi tespit arkadaş. Bir zamanlar Power Rangers’ ın gelip beni okul bahçesindeki sırasından alıp götüreceklerini hayal ederdim, o bile daha mantıklı amk.

Ergenlik çok iğrenç bir şeymiş arkadaş onu bu filmde de iyi görüyoruz.

 

 

Hayır gif çıkarayım diye düşündüm ama sonra gif camiasına baktım yeni filmden bir tane bile gif çıkarmaya yeltenmemişler. Dedim ben niye vakit harcayayım?

giphy.gif

Filmi görünce ben.

 

Son film Silence.

Silence

images.jpgŞimdi diyeceksiniz ki bu goygoy filmlerin arasında bunun ne işi var? Çok merak ediyordum la ve hiç vaktim yoktu. Bu hafta izledim izledim yoksa yalan olacaktı tümden.

Efendim filmi izledim. Orijinalini daha da merak ettim. Linkini buldum ve buraya koyuyorum. Ne kadar süre kalır burada bilemem ama bence yenisini izlemeden bunu izleyin önce. Adet böyleymiş.

 

İşkencelere mi odaklanayım Andrew Garfield’ ın harika saçlarına mı içerleyeyim bilemedim. O nasıl saçlar amk bukle bukle, güneşte ışıl ışıl, gören der bu nasıl işkencede bu adam. Resmen adamın işkencedeki saçı benim yapabileceğim en güzel saçtan on kat daha hacimli ve dalgalıydı amk.

Çin işkencesi derler de hep Japonlar bu konuda daha başarılı imiş galiba, bu filmlere göre yani.

 

Neyse bittiğine sevindiğim uzuuun bir hafta oldu. En azından bu filmleri aradan çıkardığıma sevindim.

Bayram Haftası Film Maratonu 1. Gün

Ve o güzel günler başlar! Neler izledim bugün hemen anlatıyorum.

The Beauty and The Beast

onesheet.jpgZerre hazzetmediğim bir hikayenin zerre hazzetmediğim bir oyuncuyla tekrar çekilmesi, biraz işkence gibi yalan yok ama yine de izlemek istedim ve aradan çıkardım! Emma Watson kadar kıymık bir insan daha tanımıyorum. Aşırı derecede abartıldığını düşünüyorum.

Filmden kareler almayı çok istedim ama o kadar sıkıldım ki… O kadar sıkıldım ki tarifi mümkün değil! Sadece şunu almak istedim. O da bu sahneyi izlerken “Koca koca adamlarsınız düştüğünüz hallere bak” demekten başka bir şey gelmedi elimden.

Beauty 2.gif

İsimlere gel: Ian McKellen, Ewan McGregor ve Emma Thompson! Tövbeler tövbesi..

Neyse ikinci filme geçelim.

Fantastic Beasts and Where To Find Them

indir.jpgNow you are talking… Bu filmi iki kere sinemada izledim. Kesmedi bir de evde izleyeyim dedim. Çünkü seviyorum, ne yapayım? Hesap mı vereceğim bayram bayram la? Filmde sevdiğim şeyler:

  1. Ezra Miller (Geleceğin Sandman’i)
  2. Daha gerçekçi bir büyü dünyası (Birçok konuda daha pratik olmaları, büyünün normal hayattaki basit kullanımları)
  3. Senaryonun önceki filmlere göre çok daha iyi olması.
  4. Ron Perlman

Daha yazarım da yazarım arkadaş, biri beni durdursun. Ulan esas ikincisi bir harika olacak da işte o beklemek yok mu? Kaç yaşına geldim hala sinemada büyülü film bekliyorum mk.

En sevdiğim kısım da işte şuydu:

Fantastic 1.gif

Ama Credence’ in Graves’ ten yardım istemesi ama karşılığında aldığı da çok feci bir sahneydi.

Fantastic 2.gif

Ve gelelim son filme.

Doctor Strange

DS_Endless_Possibilities_Poster.jpgBüyülerden gittim bugün epey farkındayım. Tamamen tesadüf alskdjfşdlfghfg.

Ben Cumberbumble sevmiyorum arkadaş. Hayli itici, aşırı abartılmış vasat bir oyuncu. Hem zaten Crotchstincher’ ın ne kadar gereksiz olduğu son zamanlarda aşırı derecede konuşulan bir şey. Bu antipatinin esas sebebi de bir türlü Sherlock’ a vakit bulamaması bu Calldispatch’ in. Ulan gavat zaten 3 bölüm çekiyorlar, hasbam sanki kendi yazmış da yorulmuş gibi bir afralar tafralar.

Neyse filme gelelim: Beğenmedim. Martaval, martaval ve martaval. “Monarch Butterfly” ayrıntısı güzeldi ama meh… Tam adamını bulmuşlar egoistik manyak oynatmak için. Bir insan Iron Man’ den daha hırdo bir tip olamaz derken… O yüzden sizle Honest Trailer’ ını paylaşmak istedim.

İşte ilk günün tek sevdiğim filmi Fantastic Beasts ve zaten onu ben her şekilde severdim. Yarın yeni yazıyla görüşmek üzere!

 

Bayram Haftası Film Maratonu 2017 Edişın

Veeee geldi yine o güzelim tatil günleri… Ne zamandır yapmamıştım film maratonu (galiba en sonuncusunu Amerika’ dayken yapmıştım). Şimdi zamanıdır.

giphy (10).gif

 

O kadar çok film birikti ki izlemeyeli. Hepsi de aslında çerezlik filmler bir nevi. Ben ne zamandır film izlemiyorum arkadaş! İşte o şapşik liste.

 

Beauty and The Beast

Doctor Strange

Fantastic Beasts and Where to Find Them (sinemada iki kere izlemiştim, izlemelere doyamadım)

Logan

Moana

The Lego Batman Movie

Silence

Power Rangers

Passengers

 

Görüldüğü üzere gün başına 3 film düşmekte. Ay çok heyecan yaptım ne zamandır bu challenge’ı yapmıyordum! Hele bir de elimde filmden çok güzel kareler alabileceğim şahane bir program varken.

giphy (9).gif

 

O zaman dans!

Bayram Haftası Film Maratonu Son Gün

Söz verdiğim üzere, bugün son filmleri yazıyorum. Hellraiser serisini hiç izlememiştim önceden. Belki küçükken ekranda görmüşsem odur, onu da anlamamışımdır muhtemelen. İlk iki filmini izledim, devamını da getirmeyi düşünüyorum.

İlk filmin başındaki sahnede arkadan gelen Türkçe konuşmalar komikti. Mide ağrısına birebir gelen bir ilaç satıyordu adamın biri. ASDFGFSGFH

Aklıma takılan, onca yıllık filmin ardından akıllarda şu ayakkabıların kalması. İçim acıdı yeminlen… Ne güzel Pinhead’ den geriye kala kala bu tikican ayakkabıları kaldı demek. Yazıık…

Bak aklıma gelmişken şunu da paylaşayım istedim:

İşte Hellraiser bilgim bu videoyu geçmiyordu.

Serinin ikincisi Hellraiser Hellbound bana göre ilkinden çok daha güzeldi. Mükemmel filmmiş lan. İzlemeden geçirdiğim yıllara acıdım resmen. İlk filmde esas karakter kurbanlarken ikinci filmde esas karakter Pinhead olmuş doğal olarak. Gerçi ilk filmdeki karakterlerin bir çoğu yine oradaydı ama bangır bangır ben buradayım diyor Pinhead. Özellikle geçmişinin olduğu sahne on numaraydı. Tamamen on numara dehşet bir film. Herkese tavsiye ederim. Ama benim tavsiye edecek bir yüzüm yok zaten izlemiştir herkes bu filmi.

Gerçi geçen gün internette birinin “Arkadaşlar Esaretin Bedeli’ ni izleyin” dediğini gördüm. Ama dalga mı geçiyordu arkadaş mı seçiyordu anlamadım. Umarım dalga geçiyordur. Yoksa böylesi bir varlıkla nasıl başa çıkılır tam bilemiyorum. Torrent kullanmayı bilmeyen adamdan sonra en acayip insanlar listemde Esaretin Bedelini öneren insanlar geliyor.

Bayram Haftası Film Maratonu 5. Gün

Bugün, dönemin ilk sınavına girdim. Ayın 7′ sinden önce bitirmem gereken bir başka sınavım daha var. Diğer dersin hocası leyla olduğu için neler olacak bilmiyoruz. Ama umudumuzu kaybetmedik.

Sınavdan gelip ancak oturabildim filmlerin başına. İlk film The Wolverine’ di. Bu filmi izlememdeki tek amaç, başladım bari devamını getireyim mantığı başka hiçbir şey değil. Son zamanlarda çok fazla çer çöp film izlediğimin farkındayım. Ama gerçekten çok güzel olan birkaç film de izlemedim diyemem. O beğendiklerimi sağ üst köşede bırakıyorum zaten. Oradaki o 3 film izlemenizi tavsiye edeceğim filmler. Bakarsanız imdb veya benzeri sayfalara memnun olurum.

The Wolverine, çok gereksiz bir film. Söyleyecek hiçbir şey bulamıyorum. Hele şu basuru azmış pozlu postere diyecek hiçbir şey bulamıyorum.

Bir sonraki film The Haunter pek de fena olmayan bir korku filmiydi. Biliyorum korku filmleri ile aram iyi değil, çok da anlamıyorum. Ama şu aile ile izlenebilecek basit hayaletli filmleri seviyorum; bana eskiyi hatırlatıyor. Abigail Breslin oynuyordu filmde. Ne kaa büyüdü o kız yahu… Neyse izlenebilir.

Bu haftasonu muhtemelen San Francisco’ ya gidemeyeceğim. Ama maratonu en başta karar verdiğim tarihte bitirmeye karar verdim. Çünkü çalışmam gereken çok makale var. Bu haftasonu biraz kafa dinleyip ders çalışmaya ayırsam daha iyi benim için.

Bayram Haftası Film Maratonu 3. ve 4. Gün

Önümüzdeki haftasonunda yapacağım San Francisco gezisi biraz tehlikeye girdi. Belki o günlere de film koyarım. Haber veririm o zaman.

İzlediğim ilk film Transcendence idi. Acaba ben neden Rebbecal Hall’ u sevmiyorum? Böyle acayip bir iticilik var bu kadında. Film fena değildi. Filmin ortalarına doğru “madem herşeye gücü yetiyor bu adam neden kendine bir beden yapmıyor” diye düşünüyordum, onu da yaptı şerefsiz. Karmaşık gelen yerler de vardı ama genel olarak otur işte arkadaşlarında izle bu filmi. Kimseyi ısırmaz, kimseyi üzmez, kimseyi düşündürüp gücendirmez. Kimse sıkılmaz da. Tam o ayarda bir film.

İkinci film Attila’ydı. Ben bu filmi izleyip izlemediğimi hatırlamıyordum. Daha sonra bir kaynaktan kalitesi fena olmayan bir kopyası geçti elime. İzlemek farzdır dedim başladım. Hikaye şöyle efenim: İskoçya’ nın bağrında kopup gelen Hunlar Roma’ ya saldırıyor. Ulan diyorsun, bu Hunların tipi nedir? Bir an yeminle Braveheart izlediğimi sandım. Genelde içinde at olan her filmi izlemeyi adet edinmeye çalışan bir insanım da yani ebesinin hörekesi be. Bir de ne çirkin insanlar oynuyordu hacı. Yok mu eli yüzü biraz daha düzgün, şöyle köle kız olarak koyacak. Saçını beş yıl önce kızıla boyamış çingen bulup oynatmışlar lan filmde! Yeminle bak.

Gençler bu arada iki günü birleştirmemin iki sebebi var. Hem bayram günü arada kaynıyor yazdıklarım hem de gerçekten yetiştiremiyorum artık bir şeyleri yapmaya bu aralar. Bu hafta iki sınavım var, spor salonuna gidiyorum hergün, okunacak makaleler, araya iki gezme tozma da girince tamam işte bütün gün bitti, geçmiş olsun. Planımda olsaydı ona göre ayarlardım önceden ama ani kararlar bunlar. O yüzden yargılamayın beni.

4. günün ilk filmi Reality Bites idi. Bu filmin adını sanını hep duyardım. Özellikle geçen dönem aldığım bir derste hoca sürekli bu filmi örnek verirdi “music supervision” olayı için. O sırada izlemeye fırsatım olmamıştı ama artık vaktim var bunlar için. O yüzden izlemenin tam zamanıdır dedim. Çok önyargılı oturdum filme. Allah aşkına şu postere bak ya… Neyse ama düşündüğüm kadar da kötü değildi. Ben harbiden çok kötü bir şey bekliyordum ama gayet izlenir bir film. Tavsiye ederim.

Son olarak da esasen Somewhere in Time’ ı izlemem gerekirken The Host ile bitirdim günü. Çünkü, okulu su bastı. Okulu su basınca bütün dersler iptal oldu. Yurttaki elemanlar da tutturdu film izleyelim diye. Ve bu filmi seçtiler. Nahlet gelsin bu filme! Uzun zamandır bu kadar kötü bir film daha izlememiştim. Bu bir kitapmış ve yazarı da şu meşhur Alacakaranlık serisinin yazarıymış. Ulan ne bekliyorsun beşikteki bebeğe aşık olan kurt adam yazan karıdan? Bu yazarın bir formülü var, her kitabında uyguluyor sanırım. Esas kız, bir boka yaramayan… İki oğlan birisi esas kızın ilk başta aşık olduğu, diğeri de sonradan araya giren. Ama kız hep esas oğlanda kalıyor. Sonradan giren de boş kalmıyor ona da ayarlıyor birini. Herkes mutlu oluyor sonra… Vıcık vıcık… Bilseydik en başından izlemezdik muhtemelen. Ama bilmiyorduk işte, film bitene kadar da haberimiz yoktu. İzlemiş bulunduk. Ve ömrümden 2 saat de böyle gitti….

Bu arada okulu öyle bir su bastı ki, umarım yarın da dersler iptal olur. Sınavım var çünkü.

Yaş geldi 25′ e ben hala ergen liseli gibi doğal afetlerden derslerin iptal olmasını bekliyorum. Evet…

Bayram Haftası Film Maratonu 2. Gün

Bayramınız kutlu olsun!!! Bir gün geriden geldiğim için henüz bayram değil bana. Zaten kiminle kutlayacağım allasen, Brezilyalılarla mı Tayvanlılarla mı? Çok yalnızım be okuyucu… İşin tek iyi tarafı: En azından oturup film izlemeye (ve diğer bir çok işi yapmama) fırsat kalıyor. Bazen gezmenin tozmanın da bokunu çıkarabiliyorum, onu fark ettim. Ama genelde sakin bir insanım, bilirsin.

İzlediğim ilk film The Devil’s Violinist idi. Niccolo Paganini’ yi anlatıyordu film. Ama o kadar da güzel bir film değildi. Oyuncular kötüydü, kurgu kötüydü. Oyuncular kötüydü derken başroldeki adamı bu listeye katmıyorum. Zaten adam oyuncu değil. O yüzden feci sırıtmış da kendisi her ne kadar virtüöz olsa da… Güzel olan tek şey müzikti, zaten müziğe dayamışlar resmen bütün filmi. Bir rivayete göre Paganini ruhunu şeytana satmış. Onu anlatmışlar filmde. Adamın ruhunu şeytana sattığını düşündükleri için aforoz etmişler amk. Böyle kıskançlık böyle fitnecilik olamaz. Genel olarak film, eh meh sınıfını geçemedi ama.

Not: Paganini’ yi oynayan herif, Stradivarius’ unu kırmış lan yanlışlıkla. Köpek! İt! İçim acıdı lan okurken haberleri… Ayrıca cover’ları ile meşhurmuş. Youtube’ dan aratın bir David Garrett adını.

İkinci filmim The King of Comedy idi.Robert De Niro ile Scorsese’ nin bu filmini izlememiştim. Kendime kızardım bunca zaman izlemedim diye. Şimdi de izlemediğim için kendime kızmama kızıyorum. Çünkü beğenmedim. Robert De Niro harikaydı, şovu da bir numaraydı. Ama genel olarak filmi beğenmedim. Robert De Niro’nun yaptığı her işi beğenmeye başladım son zamanlarda neden bilmem. Başka bir gözle görmeye mi başladım acaba nedir? Kaç yıllık filmler, kaç sefer izlemişimdir ama önceden bu kadar dikkatimi çekmezdi. Neyse… Bahsettiğim stand up kısmını izlemek isterseniz diye şu aşağı bırakıyorum:

Bayram Haftası Film Maratonu 1. Gün

Veeee karşınızda yeni bir bayram haftası film maratonu!!! İlk gün gayet güzel geçti, gayet sakin, rahat. Zaten ihtiyacım vardı kafa dinlemeye, çok fazla analize gerek kalmadan sakin sakin film izlemeye. İlk günün filmleri Clash of the Titans ve Wrath of the Titans idi. Evet ben bunları izlememiştim. Bir kere televizyonda birine denk geldim ama ya çok kalabalıktı izleyemedim, ya da araya başka bir şey girdi dikkatim dağıldı. Oturup adam gibi izlemeye hiç vaktim olmadı bir türlü. 

Clash of the Titans’ ın başındaki o nebulalar ne güzel yav. Filmde en beğendiğim sahnelerden birisi oldu. Ayrıca ben bu filmi neden izlememişim diyorum ama sanırım nedenini biliyorum. Ulan o baş roldeki kıymık yok mu o kıymık! Mal herifin teki. Hiç sevmem. Ondan izlememişim. Ama filmde epey adam vardı. Bir nevi King Arthur (o yazının da kıymetini bilemediniz hiç).

Mads Mikkelsen gene yakarım ulan burayı modunda. Bir de bir adam var hep Yunanı oynayan, 300′ ün yenisinde de vardı. Baktım adına Hans Matheson imiş. Adamın tek rolü var: Yunan. Skins elemanları vardı (Effy ile ağabeyi), Liam Cunningham varıdı, her bir şey varıdı… Favori karakterim Mads abiye rağmen o Cin idi. Ulan ne güzel yapmışlar o cinleri. Bir bu cinler bir de Noah’taki melekler. İkisi de mükemmel olmuş idi. Cadılar da iyiydi. Hele arkada durup önde duranın her sözünü tekrarlayan askfjşlsh.

Wrath of the Titans da o kadar ahım şahım bir film değildi gençler. Ama gideri var. Neden? Rosamund Pike bebeğim! Güzel bir Andromeda olmuş. Zira ilkini pek de gözüm tutmamıştı. Ayrıca o Kronos nedir kuzum? Bir an Sauron geldi sandım. Filmin sonunda ilk filmdeki “cockblocker” Draco (Mads) olmadığından Andromeda’ ya yazabildi sonunda esas oğlan. Bir an bekledim ama sonlara doğru bunlar konuşurken Mads abinin çatırt diye tokatı yapıştırmasını… Aynı ilk filmde olduğu gibi.

Yalnız iki filmi de izlerken aklım ister istemez Persona’ ya gidiyor (bir oyun). Bütün personaların isimleri kutsal yaratıklardan geliyordu, bir de Tartarus vardı tüm iblisleri bulup öldüreceğin. Neyse işte.

Bütün kadronun Britanya vatandaşı olma zorunluluğu olan başka filmlerde görüşmek üzere efenim. Bak hatta güzel fikir. Bir liste yapabilirim bunun ile ilgili. Takipte kalınız.

Bayram Haftası Film Maratonu

İstek üzerine artık maraton diye anıyoruz arkadaşlar! Teşekkürler.
Ben dedim ya size garanti bir işim çıkar o haftasonuna diye. Bilin bakalım ne işim çıktı? San Francisco!!! 
Ben de ona göre bir liste hazırladım. Vatana millete hayırlı olsun. Divergent‘ ı da ekleyecektim ama ben muhtemelen bu akşam gömerim o filmi. Bir yorum yazarım sonrasında… Nays.

26 Temmuz
Clash of the Titans
Wrath of the Titans
27 Temmuz
The Devil’s Violinist
The King Of Comedy
28 Temmuz
Transcendence
Attila
29 Temmuz
Reality Bites
Somewhere in Time
30 Temmuz
The Wolverine
Haunter
31 Temmuz
Hellraiser
Hellraiser II

Bayram Haftası Çelıncı Vol.2

Geleneksel hale getirmeyi umduğum film çelınçlarıma kaldığım yerden devam ediyorum. Ve hatta bu Challenge olayının bir Türkçe adı olması gerektiğini düşünmeye başladım. Film Haftası desem “Uluslararası Arpa Kurdu Film Haftası” gibi düttürü bir entel isim gibi geliyor kulağa (arpa kurdu diye bir şey var mı bilmiyorum, bilmek de istemiyorum). Aklıma maraton geliyor. Bilmiyorum ne dersiniz, size bırakıyorum fikri. 
Elimde o kadar çok film birikti ki artık bir elden geçirmeliyim. Nasıl olsa burada vakit bulabiliyorum öyle şeylere (şimdi böyle dedim ya garanti bir şey çıkar), o yüzden bir günde iki film izlemek gibi bir niyetim var. Ayın 26′ sından 3′ üne kadar devam ettirmeyi düşünüyorum. O yüzden fasten your seatbelts. Benden haber bekleyin.