Ayın 3 Şarkısı

Bu aralar kafam o kadar karıştı ki ne yapmam gerektiğine dair, yazı yazmayı unuttum. Hazır bayram günü fırsat bulmuşken paylaşayım istedim. Ayrıca bu ay üç şarkı olmasının bir sebebi var. O da eski mp3 takıntım ve oradan hiçbir şarkının “en çok bunu dinledim” diye öne çıkamaması.

Hatırlarsanız bir de bir zamanlar bayram günü film maratonları yapardım. Pehey eski günler…

  1. Horisont – About Time

İlk haftanın keşif şarkıları ateş ediyordu. Bu da onlardan bir tanesi.

2. Miracle of Sound – Upside Down

Adından anlaşılacağı gibi tam bir Stranger Things şarkısı. Bol bol dinlenesi…

3. Metallica – Mama Said

Neden bu kadar dinledim bunu bilmiyorum ama başımı kaldıramadım resmen. Gerçi kimse şikayet etmez sanırım.

Umarım Haziran’ da daha fazla şarkı dinlerim. Dinimiz amin.

Ayın 5 Şarkısı

Bu ay niyet ettim bol bol folk metal dinleyeyim ama pek öyle olmadı gibi. En başlarda güzel güzel folk listeme şarkılar ekliyordum ancak ayın ortasında feci kafam attı, bir bakmışım depresyon tavan…

 

1. Månegarm – Eld

Ayıla bayıla dinlediğim bir şarkı.

 

2. My Morning Jacket – Dondante

İşte burada kafa kırıldı.

 

3.  King Crimson – Epitaph

Dilara’ nın neden böyle olması…

 

4. Leo – Burn the Witch

Redyohed seven arkadaşlar toplanın, redyohed şarkısını redyohedden daha iyi söyleyen kişiler var.

 

5. Seth Chapla – Jules

Yalan yok bunu son günlerde dinlemeye başladım. Ancak yine de feci sardı.

 

Evet, durum böyleyken böyle… O da ne iğrenç bir laf yahu. Neyse efem. Siz neler dinlediniz? Hiç yazmıyorsunuz, kalbimi kırıyorsunuz…

Günlük 100 TL’ ye Tercüman (!)

Geçtiğimiz aylarda iki farklı ancak bir o kadar da aynı müşteri adayı ile tanıştım. Anlatmak istedim, çünkü yapılan yanlışı görün istiyorum.

Şimdi en büyük yanlış bendeki. Tercüme almak için bazen çok gereksiz yere, gereksiz insanlarla muhatap oluyorum. Bunu neden kendime yapıyorum bilmiyorum. Ancak çoğu zaman pişman oluyorum bu insanlarla alışveriş etmekten…

giphy.gif

İlk bahsettiğim müşteri bana iki araç mesafede bir ofisteydi. İngilizce devam eden yazışmalarını Türkçe’ ye çevirecek birisini arıyordu. İş yükü çok değildi ancak haftada bir kontrol etmek gerekiyordu. Daha önceden bu işi yapan bir elemanı vardı ancak kriz dolayısı ile o kişiyle yollarını ayırmıştı. Şimdilerde mailleri kontrol edecek, gerekiyorsa telefon konuşmasını yapacak ve gelen makaleleri çevirecek birisini arıyordu. Bana anlattığı bu.

Eğer müşterilerle konuşmayı biliyorsan, onların aslında ne demek istediğini de biliyor olman gerekir. Adam bariz bir şekilde ucuza sekreter arıyordu.

Günlük 100 TL teklif etti. Utanmadan, evet. 100 TL’ ye sekreterlik ve makale çevirisi istiyor. Makale çevirisi… Neresinden tutarsan tut bir tarafı elinde kalıyor. Tercüman olarak bir sekreter aramasından mı, makale çevirisini 100 TL’ ye getirebileceğini düşünmesinden mi yoksa ciddi ciddi “bunu yapan biri vardı ama ben onu yolladım daha ucuza yaptırırım bunu” şeklinde düşünmesinden mi…

Kabul etmedim tabii, kimse kabul etmedi, ilan hala açık. Ancak aklı başında hiçbir tercüman gidip de bu adamla çalışmaz. Bariz ölücü, bariz şark kurnazı liboş artığı esnaf emeklisi. Uğraşılmaz.

giphy (1).gif

Aradan birkaç ay geçti ve ben başka bir müşteriye denk geldim. Benzerliklere bakın: İngilizce devam eden yazışmalarını Türkçe’ ye çevirecek birisini arıyordu. İş yükü çok değildi ancak haftada bir kaç kez kontrol etmek gerekiyordu. Daha önceden bu işi yapan bir elemanı vardı ancak kriz dolayısı ile o kişiyle yollarını ayırmıştı. Şimdilerde mailleri kontrol edecek, gerekiyorsa telefon konuşmasını yapacak ve gelen makaleleri çevirecek birisini arıyordu.

Bu şahıs da aynı parayı teklif ediyordu ancak haftada daha fazla gün gitmem gerekiyordu yanına. Ayrıca getir çevirini ofiste yap ben karışmam gibi bir laf etmişti. Ve işinin gerçekten çok az olduğunu gördüğüm için acaba kabul etsem mi diye düşündüm. Ancak kabul etmedim tabii.

Bu adamı direkt olarak reddetmedim, sakince ne yapacak görmek için denedim bir. Adamın mentalitesi beni şoka soktu. Bir kitap çevirtmiş. Ancak o kadar kötü olmuş ki çeviri. Ben de ona bu çeviri için ne kadar para verdiğini sordum. Para vermemiş. E normal o zaman dedim ben de. Parasız çeviriye bu fazla bile olmuş. Adamın dediği şu:

“Ben niye çeviri için para vereyim ki, adam tutarım asgari ücrete gelir ofiste yapar çevirisini. Senin dediğine kalsa bir kitap çevirisine on bin lira para vermem gerekecek. Yok öyle bir dünya, bu işten para kazanamaz kimse. Herkes İngilizce biliyor, gelir ofise yapar çevirisini. Ben elli yıllık esnafım, tercümeye para vermem.”

Dedi.

E ama tercüman arıyordun sayın orospu çocuğu? O ne olacak? Tercüman arıyorsun, bütün işin İngilizce yürümüş ama sen bir kelime dahi anlamıyorsun ve tercümeye para vermiyorsun. Güzelmiş.

Sizi sayıyla mı veriyorlar, kriz var diye mi şımardınız ne yaptınız bilmiyorum ancak size su veren itfaiyenin hortumunu siksinler. Bu iki yalı kazığı da defalarca kez dolandırılmış, bir sürü işleri ters gitmiş diye bir de yakınıyorlar. Ulan sen en başta aldığın hizmetin parasını ödemeye gocunursan, karşındaki insanın kariyerine hakaret edersen, o kişinin emeklerini hor görüp geçip karşısına gevşek gevşek konuşursan ve karşılığında 100 TL gibi salak bir fiyat vermeyi kendine hak görürsen seni daha çoooooooooooook dolandırırlar. Amınakoduğum liboşu.

giphy (2).gif

Bazen, çalıştığım insanlar buraya bir şey yazacağım diye korkuyorlar. Korkmayan tek güruh, hakkının karşılığını ödemekten gocunmayan, sana yanlış yapmayan insanlar. “Sen gidip yazarsın şimdi oraya, benim tanıdıklarım okuyo, ohoo her şeyi gelip bana anlatıyolla” diyen liboşların ise suratı değişse de muamelesi değişmiyor.

Sevgili genç tercümanlar, eğer bu tür insanlarla karşı karşıya gelirseniz ve “kriz var ne yapacağım ben” diye ümitsizliğe kapılıp bu kişilerle çalışmak isterseniz, değmeyeceğini bilin. Siz sahip olduğunuz iş ağına, birlikte iş yaptığınız dostlarınıza tutunun. Gerisi gelir. Gelin bu pezevenkleri birlikte gömelim. Göte göt demekten korkmayın.

Ayın 5 Şarkısı

Yine çok gergin ve sıkıcı bir ayın sonuna gelmişiz. Arkadaşlar alın beni buradan, ciddi söylüyorum, kurtarın… Help…

 

1.  alt-J – Deadcrush (Lea Porcelain Remix)

Geçtiğimiz ay bu şarkıdan başka çok fazla bir şey dinleyemedim. Şimdi normalde bu şarkının orijinal hali çok da güzel gelmiyor bana ancak bu versiyonu güzel olmuş.

Tabii bir yere kadar.. Bir yere kadardan kastım 2. dakikaya kadar…

 

2. Brasstronaut – Raveshadow

Ne kadar güzel ne kadar pozitif bir şarkı… Keşke benim olsa.

 

3. Skysketch – Fox Wedding

Dakika beş sonrası ❤ ben.

 

4. LAIKPIA – Voodoo Woman

Valla söz veriyorum bu son Laikpia şarkısı. Böylesi sikko bir gruba iki ay ayırmam yeterince büyük bir rezillik… Ben de farkındayım.

 

5. TATRAN – Lemon

Son anlarda girdi listeme ve hala dinliyorum.

 

alt-J’ de bırakacaktım bu listeyi asdlfasdfg. Boku çıktı.

Ayın 5 Şarkısı

Vay anasını… Geçen ay hiç yazı yazmamışım aslşdkfsjfdghfh.

Bu ay neler dinlemişim?

 

  1. LAIKPIA, Thurz

Ben bu şarkıyı paylaşmış mıydım? Eğer paylaşmadıysam, bu terbiyesizliği silmek istiyorum lütfen…

Klibi sik gibi gerçi. Ama şarkının 2.15′ ten sonrası EFSANE!

 

Laikpia’ yı geçtiğimize göre…

 

2. Saybia – Bend the Rules

Bu ayki nostalji köşesine Saybia’ yı sıkıştırayım hemen. Şarkının sözleri ateş ediyor da biraz.

 

3. The Ugly Kings – Promised Land

Bu grubu sevelim, sevdirelim ki kalkıp da Avustralya’ dan buraya gelebilsinler. Biz de canlı canlı izleyebilelim. Plz.

 

4. Mark Lanegan – Emperor

Ocaktan beri bir Mark Lanegan dinleyesim tuttu. Pişman değilim.

 

5. Thy Catafalque – Siraly

Beybisi nasıl sevilmez böyle bir şarkı, söyleyin?

 

Evet, gençler, bir sonraki ay görüşmek üzere mi diyeyim ne diyeyim asldkfjdgfh. Bu nasıl bir rahatlık bendeki, bilemiyorum.

Bays.

Ayın 5 Şarkısı

Ooo beybi, bu ay neler neler dinledim… Geçen ay eski mp3 çalarımda epey bir değişikliğe gittim. Aslında çok ama çok uzun bir zamandır (neredeyse on yıldır) arada bir iki şarkı ekleme haricinde hiçbir şeyi değiştirmemiştim ancak bu sefer öyle olmadı. Epey bir şarkı gitti, epey bir şarkı geldi. Bu da tabii doğal olarak mp3 alemlerinin doğal yapısında değişiklik oluşturdu. Ancak yavaş yavaş alışıyor gibiyim.

Bu ay, mp3 çalardan dinlediklerim daha ağır bassa da bazı yeni ve harika ötesi şarkılar da dinledim tabii. Başlayalım efem…

  1. The Tremeloes – Silence is Golden

Bir kere en başta, bu şarkıyı ne kadar çok severmişim de ne kadar az dinlemişim dedim. On senedir listemde, toplasan 50 kere dinlememişimdir. İşte bu ay o açığı kapatmaya çalıştım galiba.

 

2. We Walk Walls – I am Your Daughter

Bu elemanları epey sevdim, ilerde neler yapacaklar göreceğiz.

3. Grzegors  – I’ve Lost My Friends

Bu kadar güzel bir şarkı ve bu kadar güzel bir ses ancak bu kadar boktan şarkı sözleri ile hiç edilebilirdi. Bazen İngilizce anlamıyormuş gibi yapıyorum ki şarkıdan keyif alayım…

 

4. Polkadot Cadaver – Pure Bedlam for Halfbreeds

Şimdi mp3 çalarımı bilmediğiniz için içinde ne kadar PC ve DFD olduğunu da bilmiyorsunuz asdnfsldfdgfh.

 

5. Mutiny on the Bounty – Dance Automaton Dance

Bence ben bu şarkıyı az bile dinledim…

 

Siz neler dinlediniz?

Lady Gaga Şımarıklığı

Şimdi Lady Gaga’ ya karşı marşı değilim. Ama son zamanlarda kendisi ile alakalı çok ilginç bir şey keşfettim. Sonra uzun uzun düşündüm acaba yeni bir şey mi diye… Yok arkadaş, hep vardı…

Lady Gaga’ da ilginç bir olay var. “Kimse bana inanmadı ama ben yaptım”…

Ablam kim inanmadı sana söyle… Kim yoluna taş koydu, kim ciddiye almadı seni? Ciddiye alınmadığın için mi bu kadar para kazandın? Ciddiye alınmadığın için mi bunca turne düzenledin, o kadar albüm sattın? Ciddiye alınmadığın için mi iki tane Altın Küre aldın, üstüne bir de oskara aday gösterildin?

Nerede ciddiye alınmadın tam olarak? Hayatının hangi noktasında, tam olarak yani…

Bayıyor beni bunun “kimse inanmadı ama böyle böyle”… tırı vırısı. Kim sana niye inanmasın? Tisch okulundan beri peşinde köpek olmuş insanlar lan… Sen rest çekmişsin okula bir de. Hadi onu geç seninle çalışan herkes gözünün içine bakmış, sen trip atmışsın onlara.

lady-gaga-100-people-bradley-cooper-1220x775

Bu olayı Bradley Cooper için “kimse inanmadı o inandı” diyor ya oradan hatırladım zaten. Tisch olayı muhteşem bir rezillik. Rezillik puanım 10 üstünden 10.

O kadar olay yaşanmış, ortada o kadar başarı var, ödül üstüne ödül almış, para parayı doğurmuş abla hala “Bana inanmadılar”… Ulan bitsin bir mağduriyetin be… Gözün doysun kancık.

Sevmiyormuşum, evet.

Ayın 5 Şarkısı

Geçtiğimiz ay o kadar çok güzel şarkı dinledim ki hala kendime gelemedim. Mükemmel ötesiydi şarkılar, o yüzden bir an evvel geçmek istiyorum.

1. Soulsavers – Unbalanced Pieces

Tut ki Mike Patton ve Mike Lanegan aynı şarkıda bulunsun… Ben başka hiçbir şey demiyorum. 9 sene olmuş olması da ayrıca içimi ürpertti.

2. IAMX – Mile Deep Hollow

Bu adam teneke çalsa dinlerim.

3. The Crispies – Bad Blood

Hayır efendim, kötü bir klibin şarkının önüne geçmesine izin vermeyeceğim. Çok sevdim.

4. Mynth – Mirrors

Özellikle o nakarat yok mu…

5. Queens of the Stone Age – Villains of Circumstance

Arkadaş, yılın 2009 olmadığına emin miyiz? Ben 2009′ da kalmış gibiyim… Bu şarkı 2017′ nin ama QOTSA aşkı 2009′ dan. Size güzel bir canlı performans. Özellikle Josh Homme’ un götü ibretlik asdlskdfg.

Sizin favorileriniz neler?

Ondan Bundan Vol.20

İnanamıyorum! Bu yazıdan tam 20 adet yazmışım. Ha bir de bir video var asdsgdfg. Anlatacak şeyler biriktiğine göre başlayayım konuşmaya.

– Yazılımcı bir arkadaşım var, kendisi bu blogunda iyi bir okurudur, onun başlattığı bir uygulama için çalışmaya başladım. Ufacık bir katkım var henüz ancak yapılan planlara göre bu katkılar artacak. Kısmet, bakalım. Çok ilginç bir şey… Anlatsam mı anlatmasam mı henüz karar veremedim. Ayrıca zaten onun iznini almam gerekir bazı detayları anlatmak için. Sadece şunu diyebilirim: bir sürü insan ile muhatap oluyoruz ve çok ilginç tipler çıkabiliyor… Aklınız durur.

giphy.gif

 

– Youtube’ da anonim açtığım kanal bu ay 16 bin kişiye ulaştı. Hala trending sayfasına düşmedi bir videom ancak çok büyük sayılarda izlenme yakalayan videolarım var. Toplamda 2 buçuk milyon izlenmeyi geçti diyeyim. Çok fazla şey öğrendiğim ilginç bir yıl oldu. Youtube’ dan para kazanmak da ayrı bir gurur benim için. Bu kanala odaklandığım için esas Fancy Kicks için hiçbir şey yapamadım. Gerçekten zaman kalmadı ama ayarlayacağım bunları tek tek. Işık ve ses sorununu hala tam çözebilmiş değilim. Hedefim onlar…

– Spotify ile aram o kadar iyi ki… O kadar güzel şeyler dinledim ki bu sene, belki işte bunu bir video yapabilirim ışığı ve sesi beklemeden. Bakalım, göreceğiz. Bu sene dehşet şarkılar, dehşet müzisyenler ile denk düştüm. Benim için anlamı çok büyük.

– Geçtiğimiz yaz bedava bir aylık üyeliğini kullanmak için Medium’ a kaydolmuştum. Ancak sonra kafamın dağınıklığından o bir aylık sürenin bittiğini anlamamışım ve tam BİR YILLIK para kesmiş ibneler… Neyse artık o paranın geri dönüşü yok, bol bol medium makalesi okuyorum. Çok ilginç mevzular konuşuyor lanet olasıca beyaz insanlar.

– Evde çok kötü günler geçiriyorum bazen. Yediğim her lokma, içtiğim her su burnumdan geliyor. Ne yazık ki yapabileceğimiz hiçbir şey yok o konuda. Alttan aldıkça üstümüze çıkılmasa, gururumuz ile oynanmasa yine katlanılabilir ancak işte… Neyse çok anlatmayayım bunu.

– Bu aralar bir doktora gidip kan tahlili falan yaptırmam gerek. Çok kötü bir şey yok ancak hem dikkatim çok dağılıyor hem de çok yorgunum. Vitamin eksikliği falan çıkacak muhtemelen. Dayayacaklar B12′ yi, D vitaminini…

– Yılın yine o vakti: PİYANGO BANA ÇIKACAK hayalleri vakti yani. Düşünsene bir çıktığını… Dertlerimin %40′ ının bir anda bittiğini görmek çok güzel olurdu. Neyse hadi bakalım göreceğiz. Ya bir on bin çıksa bile razıyım asldkfjfghfh.

giphy (2)

Tumblr Gelişmesi

Hatırlarsanız bir vakitler Tumblr Özlemi  adlı bir yazı yazmıştım, orada tumblr’ ın eskiden nasıl güzel bir site olduğundan ve porno içeriklerin siteyi nasıl yok ettiğinden bahsetmiştim.

Tumblr, cinsel içerikli hesapları kapattı, bu içerikleri de kaldırdı. Evet.

giphy.gif

Demek ki tek şikayet eden ben değilmişim.

Ama şimdi “pornomuzu isterük” şeklinde şikayet edenler mevcut. Diyorlar ki “pornoyu eskisi gibi tozlu raflara saklayamazsınız!!!11” Bu sefer tumblr bu yüzden eleştirilere konu oldu.

Galiba kimse tumblr’ a bizim gibi eğlenceli içeriklere bakmak için girmemiş, herkes çükünün peşindeymiş amk.

Ben en çok şu “Bu tür girdiler görmek istemiyorsan o girdileri paylaşan kişileri takip etmeyi kes.” lafını yutmalarına sevindim. İnsanlara çemkirmelerini kestiklerine sevindim yani.

Adamlar kallavi bir post-myspace içerik bütünü yapmış, her türlü sanatçı, her türlü artist gelip işlerini paylaşıyor. Gençler giriyor kendilerine güzel sayfalar hazırlıyor, bir sürü yeni şey öğreniyor. Sonra sırf “porno serbest kalsın”cılık uğruna sitenin dört bir köşesine çük fotoğrafı atıyorsun. Bu insanlar tek tek işlerini toplayıp gidiyorlar. Kimse artık bu porno sitesinde işinin görülmesini istemiyor. Geriye ne kalıyor? Daha çok porno, daha çok göt, daha çok meme. Sonra da şaşırıyorsun “aaa insanlar nereye gitti”…

Screen_Shot_2018-10-25_at_11.02.15_AM.png

Ya bir gaza gelmeden adam gibi kendi bütünlüğünü niye koruyamadın sen? Sırf toplumda büyük bir gelişme yaratacağını düşündün diye vasıfsız gelişimci sürünün eline neden tumblr gibi bir muhteşem bir siteyi gümüş tepside verdin? Hadi verdin, daha sonra niye aldın? Demek ki ters bir şeyler gitmiş. O çok istenilen gelişme yerini bulmamış… Beceremedin.

Ama ben umudumu yitirmeyeceğim, sık sık kontrol edeceğim tumblr’ ı. Bakalım eski haline dönebilecek mi? Belki eskisinden çok daha güzel olur, kim bilir…