Her Ailenin Bir Merve’si Var.

Malatya’ da bir grup insan var. Kafalarındaki sen ile normal sen aranda fark var, hem de epey. Ama o, o kadar emin ki senin aslında onun kafasındaki insan olduğundan.

Söylemediklerini söylemişsin gibi anlatır, arkandan oyunlar çevirir sonra “yoook benim haberim olmadııı” der… Kırk yıllık ilişkileri yıkmaktan zevk alır. Baya bildiğin zevk alır.

En önemli şey kendi hayatıdır ama o hayatta kendine bile yer yoktur nasıl işse o.

Seni suçlu göstermek için fırsat kollar. Sen ne yaparsan yap onun kafasındaki “terbiyesiz, söz dinlemez, hırçın, asi, saygısız” şey oluverirsin. Haberin bile olmaz. Ruhun duymaz.

shocked oh my god GIF by Unbreakable Kimmy Schmidt-downsized_large.gif

Malatya’ ya ne zaman baksam artık içinde hiç yapıcı insan göremiyorum. Herkes bağcı dövme derdinde. Herkes şikayette, herkes dertli, herkes hasta, herkesin kuyruğuna basılmış. Allah geri kalan herkesin belasını versin, o derece.

Sevdiğim iki üç insan vardı, onlar da öldü. Onlar ölünce (ki yapıcı olanlar demek ki bir nebze de olsa onlarmış) geri kalan o sürü, ne sürüsü olduğunu söylemeyeceğim şimdi at koşturuyor, pisliklerine pislik katarak.

Tek dediğim çok şükür ki zamanında oradan çıkabilmişim. Ha yine Allah benim belamı versindir oradakilere göre ama aramızda bu kadar mesafe varken yine bir nebze de olsa güvendeyim, etrafımda sevdiğim saydığım insanlar var.

Bazen gerçekten saygı ve sevgi dolu insan ilişkilerinin eksikliğini o ortamdan çıkınca anlıyorsunuz. On iki yıldır şükrettiğim bir şey varsa o da kurtuluşumdur. Zira başlıkta dedim ya her ailede bir tane Merve var, bizim sülalenin bir ayağı komple Merve.

Ayın 1 Şarkısı!

Normalde 5 olur bilirsiniz. En kötü ihtimalle önceden dinlediğim bazı şarkıları tekrar tekrar dinler kıymetini hatırlar ve onu da buraya yazarım. Ama bu ay sadece ve sadece 1 şarkı dinledim. Ve gerçekten başka bir şey dinlemek istemedim. Neymiş bu kadar etkili olan o 1 şarkı? Buyrunuz efendim:

1. Mother Mother – Free

Aman aman aman… Hele bir de canlı performansını buldum ki paylaşmazsam olmaz! O sözler yaktı resmen. Yakıyor…

Ben bu şarkıyı en sevdiğim ilk 10′ a sokarım. Kelimelerin kifayetsiz kaldığı o nadir anlardan birindeyiz sevgili okuyucu.

Böyle anlar her zaman yaşanmaz. İlk dinleyişte aşk. İki sene evvel Jadudah’ tan sonra gelen o kıtlığı yıktı geçirdi grup. Uzun zamandır bu kadar etkisi altında kaldığım bir şey dinlememiştim.

MotherMother_banner.jpg

Mother Mother

Ortak İş

İnsanın başarısız olmasını isteyenler kimler?

Bakın etrafınıza, kim sizin başarısız olacağınızı düşünüyor? Ben cevap vereyim: yakınlarınız. Üstelik kendi yardımı dokunabilecekken sana bıyık altından gülen o yakınların.

Etrafında 100 tane sana yardımcı olabilecek adam olsa 99′ u oyalanır 1 tanesi de laf kalabalığı yapar, yine yardımcı olmaz.

“Yapma. Sana öyle denk gelmiş. İnsanlar o kadar kötü değil. Arkadaşlık…” bık bık ötmeyin.

Birazcık farklı bir işle ilgilen dört gözle kenardan bekliyorlar “ay hadi inş rezil olur” diye. Hep böyle bir mucize falan beklenir senden. Yoksa hadi hep beraber el atalım birlikte işin altından kalkalım falan diye düşünen yok.

Kendileri küçük düşünüyor, seni de aşağıya çekiyor. İşte bir sinema dolusu adam görünce koltuk başına para sayıp hesap çıkaranlar falan bunlar.

giphy.gif

Peki biz kimden yardım alacağız? Hiç mi bir arada, bütün bir halde, ortak bir iş yapıp güzel sonuçların keyfini çıkaramayacağız? Herkes mi bir başkasından mucize bekliyor?

“Sen yap görelim”miş. Ağızlarına sıçarım onların.

Ayın 5 Şarkısı

Bu ay istediğim kadar şarkı dinleyemedim ancak şöyle bir şey var: Mantua

Bayıldım ulen! Harika bir grup. Bundan sonra sık sık dinleyeceğim bir grup. 3 tane şarkısını kaydetmişim ayın 5 şarkısı için. Ancak hepsini koyup da listeyi göçertmek istemediğim için bir tanesini koyuyorum.

  1. Mantua – Feel the Wheels

O vokaller harika değil de nedir?

2. The Fjord – All In

Bu aralar sık sık karşıma çıkıyor zaten. Sevmedim de diyemem.

3. Black Mirrors – Funky Queen

Güzel şeyler bunlar tabii…

4. Nicole Saboune – Lifetime

Bu ay Nicole ablaya geri döndüm. Bu şarkısı da güzel. Ablada güzel bir potansiyel var, değerlendirse…

5. Mantua – Void

Dayanamadım ulen asşldksşdlgf

 

Oda Arkadaşları

Size hiç oda arkadaşlarım hakkında tam bir yazı yazmış mıydım? Bir sene boyunca bir sürü oda arkadaşım olmuştu ve hepsinin ilginç özellikleri vardı. Bence bunlar unutulmamalı.

giphy.gif

İlki Francesca idi. İtalyan bir kızdı, Milano yakınlarında bir yerde yaşıyordu. Ben bu evrupalıların esas şehirde yaşamama ama yakınlarında yaşama olayına bitiyorum. Bizde olsa hangi şehrin sınırı içine düşüyorsa o şehri söylersin. Ama kimse tutup da ben Çorum yakınlarında yaşıyorum demez mesela. Veya İstanbul yakınlarında diye…

Bu arkadaş, en olaysız oda arkadaşımdı. Hiç akarı kokarı yoktu. Temizdi, güler yüzlüydü, sessizdi! Hatta o kadar sessiz oluyordu ki oda hiç unutmam bir kere osurmuştu bu ve çok utanmıştı o ufacık pırt sesinin odada yankılanmasından…

Neleri hatırlıyorum yarabii… Neyse, çok severim kendisini hala görüşürüz. Mutlu mesut Milano yakınlarındaki hayatına devam ediyor kendisi.

Aylin vardı, en güzel oda arkadaşı! Hiç odaya gelmezdi Aylin, erkek arkadaşının odasında kalırdı hep. Epi topu 10 gün birlikte kalmışlığımız var bir senelik oda arkadaşlığımız süresince. O da sakin bir hayat sürerdi, çalışıyordu diğerlerinin aksine. Epey de güzel bir kızdı, uzun boylu sarışın renkli gözlü. Ama akrep burcuydu ve bence en kötü özelliği buydu.

Sorority evinde kısaca kaldığım o dönemde Elmira ve Anja vardı. Elmira İran asıllı Amerikalı bir kızdı. Dehşet zengindi ailesi, onlar da Los Angeles’ ta kalırlardı. Ama Elmira okula başladıktan sonra özgürce bir hayat yaşayabilmek için yurda çıkmıştı. İşin kötü tarafı odadan hiç ayrılmazdı, hiç sosyal hayatı yoktu bu kızın. Tek arkadaşı da diğer oda arkadaşımız Anja idi. Elmira sonra vazgeçti ve ailesinin yanına geri döndü. Ailesi de geri dönüş hediyesi olarak ona güzel bir araba aldı. Anja ise dehşet ötesi popüler ve sosyal bir kızdı. Norveçliydi, aerobik takımındaydı, sürekli partilere giderdi her yerde arkadaşı vardı. Mükemmel anlaşmıştık biz Anja ile. Boba Tea içmeye giderdik birlikte, etrafta gezerdik boş boş. Ben Sorority evinden ayrıldıktan sonra geri döndüğüm (Francesca ve Aylinin olduğu) yurda gittikten sonra yeni bir alışkanlık edindi. Bana gelir ve bilardo oynardı. Kimse yokken iyi pratik yapardık. Partilerde dehşet oynardık bilardoyu. Onunla da hala görüşürüz.

Lily vardı sonra. Deli dolu bir insandı Lily. O kadar eğlendirirdi ki sizi inanamazsınız. Hem zeki hem çalışkan hem de eğlenmeyi aşırı seven bir kızdı. Flörtözdü baya, yurdun erkekleri çok faydalanmaya çalışmıştı kendisinden, hele de hiç beklemediğimiz arkadaşlardan. Tek tek mesajları gösterirdi “o bana mesaj attı bu bana böyle yaptı” diye. Sonra inerdik yemek salonuna oğlanlar Lily’ ye bok atardı ama ben çoktan mesajları görmüş olurdum. Kendilerini rezil etmelerini izlerdim. Hala görüşürüz.

Rio vardı, Japon bir arkadaştı. Sessiz, çok genç ve çok tecrübesiz bir kızdı. Diğer Japonlar gibi dünya tarihi bilmezdi o da. Cadılar bayramında viking kıyafetleri revaçta olunca bana “Viking ne” diye sormuştu hiç unutmam. Çok zengin bir ailenin kızıydı Rio böyle dehşet paralar harcadığı eşyalar olurdu. Bana altın kolye hediye etmişti arkadaşlığımız anısına gitmeden. Hala görüşürüz.

Bir tane de Estefania vardı en son. Of yarabbi kimseye böyle oda arkadaşı verme. Pis, rezil pislik içerisinde hem de. Çöp boşaltmaz, odayı toplamaz, biz pislik içerisinde yaşarız. Özellikle ve ısrarla çöp boşaltma sırası olduğunu ve odayı kendimiz temizlememiz gerektiğini söylememe rağmen hiç oralı olmadı. Götünü döner yatardı bu kız sinirlenince. Instagram ünlüsü oldu şimdi orada poz kesiyor. Ama ne bok olduğunu gel sana ben anlatayım.

Yazdım, çünkü unutmak istemiyorum.

Ayın 5 Şarkısı

VE geldik senenin ilk 5 şarkısına. Ama ben hala geçen seneden aklımda kalanları dinlemekteyim ne yalan söyleyeyim. Kafamı toparlayamadığım bir zamandan geçiyorum ya hani… Ondan işte.

 

  1. Joshua James – Broken Tongue

2. RY X – Bad Love

3. Hyper – Ghost

4. Hällas – Star Rider

5. Zbigniew Preisner – Dies Irae

 

Normalde her birine bir açıklama yazardım ya bu ay onu yapasım yok. Çünkü her şey kopuk kopuk. Ne yazayım bilemedim.

Bir sonraki ayın beş şarkısında görüşmek üzere!!!

Youtube Müzisyenlerin Cesedini İstiyor

İnsanlar youtube’ dan para kazanmaya başladığı günden bu yana o meşhur “müzik endüstrisi” bu olaya karşı. Tıpkı bir zamanlar Napster’ a karşı olduğu gibi hem de. Anlamadan, dinlemeden, çözüm üretmeden. Youtube’ da yıldızı büyüyen sanatçılar bile (Katy Perry) youtube’ un birçok politikasına karşı savaşa giren müzik endüstrisinin yanındaydı.

Şimdi parasına düşkün ve sanat yapmayı düşünmeyen insanlardan bahsediyoruz bayanlar baylar. Ancak bir süre sonra bütün büyük küçük her çaptan sanatçı şarkılarını youtube’ a yükledi ve ufak da olsa bir gelir kazanmaya başladı oradan.

628010422.jpg.0.jpg

Youtube’ un ise en başından beri peşinde olduğu bir şey var: sayfadaki şarkıların telif ve kullanım hakları. Yani diyor ki “Bizim içerik üreticilerimiz istediği gibi şarkını kullansın, biz sana ufak bir pay atarız ama sen bunu telif hakları dolayısı ile kaldırtma”. Onların ajandası ilk günden beri bu.

Sanatçılar ne diyor? “Bizim şarkımızı abuk sabuk yerlere kullanacaklar, istemeyiz, hala son karar bizde, öyle kafanıza istediğiniz gibi kullanamazsınız”.

Sonra youtube’ un “adpocalypse” denilen bir olayı vuku buldu ve birçok reklamveren youtube’ dan vazgeçti. Sebepleri reklamların olur olmaz her videonun önünde kullanılmasıydı. Ne bileyim mesela silah satan bir dükkanın reklamı ırkçı bir videonun önünde çıkıyordu. İnsanlar bunu görünce de tabii çıldırıyor ve dükkana saldırıyordu. Adam da reklam için verdiği para ile rezil oluyordu.

Tabii bunun farklı farklı boyutları da var ama kısaca bunu böyle açıklayalım. Üstünden biraz zaman geçti şimdi yeni adımlarda.

Şimd youtube tekrar bir değişime gidiyor ve öyle herkes artık para kazanamayacak buradan. Son 12 ay içerisinde 4000 saat’ ten fazla izlenmesi olan ve 1000′ den fazla abonesi olan hesaplar reklam almak için uygun sayılacak.

Yani bu demek oluyor ki ufak çaplı hesaplar öldü. Bir müzisyen olarak her 12 ayda 4000′ den fazla saat izlenecek bir şey yapmalısın yoksa reklam geliri alamayacaksın. İlk defa sesini duyurmak isteyen adam artık youtube’ a gelmesin viral olmayacaksa. Viral olmayacak müzik türleri neler? Pop olmayan her şey olabilir mi?

Vıcık vıcık akapellacılar ve bol coverlı İzlanda grupları hariç kim para kazanabilecek?

Vevo işi almış yürütmüş onların böyle bir sıkıntısı yok tabii. Veya Vevo gibi iş yapan diğer 24 kanal da aynı şekilde. Ama tek başına bir yere gelmeye çalışan tüm müzisyenler ve şirketleri youtube’ a şuan elveda diyebilir.

Bu adamlar youtube’ da para kazanmak için ileride farklı anlaşmalara gidip o bahsi geçen telif kullanım haklarından vazgeçebilir. Youtube’ un ileride ne yapacağını şuan kestirmek zor ama gidişat bu yönde. Ufak ve orta çaplı sanatçıların bu konuda desteğini aldığında geriye endüstrinin büyük kafaları kalıyor. Onları köşeye sıkıştırmış olacak youtube. Ama o arada olanlar kime olacak işte üzüntü burada.

Filler tepişiyor çimenler eziliyor işte. Umarım korsan müziği bitiren Spotify gibi youtube telif savaşını bitiren bir şey çıkar ve insanlar az da olsa rahat eder.