“Sen çok kazandın, fazlası yasaklansın…”

İnternette linç edilen ve eden iki güruh var. Birisi internet reklamcılığından para kazananlar, bir diğeri de bu paraların nasıl kazanıldığını anlamayanlar. Süslü’de de ekşi’de de bol bol var bunlardan. Herkes “bu niye ünlü”, “bunu kim niye ünlü yaptı” diyor… Çünkü hala ünlü olmak için Unkapanı kalantorlarına ihtiyaç var sanıyorlar sanırım. Birisinin elinden tutup seni ünlü yapması gerek arabesk temalı Türk filmleri gibi. Her köşeden her an bir Mahsun, İzzet, İbo, Alişan, Özcan çıkabilir.

Fenomenmiş, influencermış, youtubermış… Reklam sektöründe çalışan insanlar bunlar. Reklam alıp veriyorlar, insanlar onları izlemekten bir şekilde keyif alıyor. Bunu gören insanlar sadece son ürüne bakıp “biz eşşek gibi çalışalım onlar bir fotoğrafla dünyaları götürsün” oluyor. Sen onu görene kadar nasıl bir emekten geçtiğinin farkında bile değilsin arkadaşım Juan…

Karşındaki insanın o işe ne kadar emek verdiğini bilmeden bu çıkarımda bulunman ne demektir sayın sevgili arkadaş? Önyargılı olduğunu, bir şeyler hakkında bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olduğunu gösterir.

Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak kimlere mahsustur? Cahillere, can dostum Bobi. Sen cahil misin Bobi? Söylediğine göre hayır, üniversite bitirmiş KPSS çalışıyorsun devlete memur olmak için.

İnsanların yeni şeyler denemesinden, kendilerine bir kazanç kapısı getirmesinden kim gocunur ahretliğim Georgie? Komşusunun cebine giren paraya göz dikene ne diyoruz biz bu ülkede?

İnternet üzerinden para kazanmanın tek bir yolu var. İnsanların bakacağı bir platform oluşturmak. Bu platformda insanların ilgisini ne kadar uzun tutarsan, reklam gelirlerin o kadar artar. Eğer daha fazla insana hitap edersen o zaman gelirin de o kadar artmış olur. Yani bir kişinin geliri, sahip olduğu abone kitlesine, izlenme sayılarına ve reklam tıklamalarına bağlı olur. O yüzden bir influencer daha fazla kazanıyorsa, o zaman daha fazla izleniyor demektir. Bu kadar basit. Bir koyarsın, on izlenir, on kazanırsın. Bu işin matematiği bu. Ama yıl olmuş 2020 aramızdaki bazı gavatlar hala “bunlar nasıl bu kadar para kazanıyor, sınır getirilsin” diyen var. Evet evet, onların isteğine göre reklam gelirine sınır getirilecekmiş.

E vergi veriliyor sayın amınakoduğum. Zaten vergiden geçiyor o para. Daha neyi sınırlamayı düşünüyorsun bu serbest piyasanın bel kemiğini oluşturduğu ekonomide. Neyi sınırlıyorsun, NİYE sınırlıyorsun? Farkında mısın ne istediğinin?

Buna sen faşist misin dediğinde “ifade özgürlüğümü kullanıyorum” diyor. Birisine “çok kazandın yeter, fazlası yasaklansın” demek ifade özgürlüğü imiş. Yasak övücüler geçmiş ifade özgürlüğü savunuyor. Sen de çok ifade özgürlüğü kullandın yeter, fazlası yasaklansın o zaman ameka.

Arkadaşlarımızın anlamadığı, gözden kaçırdığı bir nokta var. Reklam sektöründe öyle ya da böyle paralar kazanan, insanlar tarafından bilinen bu feromonların istediği şekilde para kazanma serbestliği var ve çoktan vergiye tabii tutuluyorlar. Ve bu kişilere “çok kazandın yeter” demek de içinde yaşadığı ve giderek faşistleşen toplumun etkileri oluyor. Ama onun farkında değil. Bu düşmanlığın temelinde ne yattığının farkında değil. Neden böyle düşündüğünü sorgulamıyor. “Ben neden bu daha az kazansın istiyorum” demiyor. “Ben neden emeklerimin karşılığını alamıyorum” demiyor. “Ben az kazanıyorum o sürünsün ölsün” diyor. İşte bu noktada herkes cahilleşiyor.

Bir işin düzenini anlamayıp o düzeni eleştirmek çok acayip kadim yoldaşım Jorge, yapma bunu bize.