Siyah Giyen Adamlar

Hep aynı kıyafetleri giyen insanlara çok özenmişimdir. Millet orta okul ve lisede çıldırırdı niye bir örnek giyiyoruz diye. Ben severdim lan manyak gibi. Hatta kızlara pantolon o zamanlarda çıkmıştı bir kere bile pantolon giymedim. Sonra Ankara’ ya geldim, aynı kıyafet üst üste iki kere giyilmez dediler. Ciddi olamazsınız dedim. Valla dediler, alay ederiz, aşağılarız. Kendimi o zaman o kadar yetersiz hissetmiştim ki tarifi mümkün değil. O zaman üzülüyordum ama son zamanlarda fikrim o kadar değişti ki…

Ben hala her gün aynı kıyafeti giyememe konusuna takığım. Ama artık bıraksan hep ne giyerim diye düşündüğümde de giyecek bir şey bulamıyorum. Öyle bir şey bulsam var ya artık kimseyi dinlemem giyerim.

Hayrettin Amca’ nın meşhur kırmızı kazakları gibi…

Hatta aklımda olan hep siyah giymek. Ben bir tek bende var bu takıntı sanıyordum ama bir sürü insan kendini sadece siyah giymeye adamış. Bu kişileri önce aşağılamışlar, kendine güveni yok demişler, zevksiz demişler ama sonra yavaş yavaş kabullenmişler. Bir bir sadece siyah tasarlayan modacılar çıkmış, editörler siyah giymeye başlamış falan. (Vogue’ da okuduydumdu)

Zaten mini siyah elbise gibi bir gerçek varken kimse siyah giyene zevksiz diyemez, çarpılır.

Aklınıza sadece karalar bağlamak gelmesin. Giydiği şeylerden bir tanesi mutlaka siyah olanlar bunlar.

Ben siyaha alışkınım, kendimi daha çok beğeniyorum siyah giyince. Daha güvende ve güçlü hissediyorum. Resmen bana güç geliyor siyah giyince. Tercümanlığın son yılında hatırlarsanız hep siyah giyiyordum, niye? Tüm o sevimsizliklerle başa çıkabilmek daha kolay olsun diye. Özellikle de Sultan’la aynı dersimiz yok ise giyerdim.

Siyah giyince bütünlenmiş hissediyorum. Her şey gözüme daha kolay, daha güzel geliyor. Böyle bir boyum uzuyor sanki bir güç geliyor işte. Enteresan bir hissiyat.

Ama şöyle bir dezavantajım var. Ayıla bayıla, salya sümük baka baka öldüğüm grunge tarzını ne zaman takip edecek, ne zaman üstüme başıma o tarz kıyafetler geçirecek olsam on yaş gençleşiyorum. Zaten ufak duran birisi için (hala kapılarda kimlik soruyorlar ibneler) pek güzel bir hissiyat uyandırmıyor. Böyle sanki öyle giyinmek için geç kalmışım gibi. Hep öyle hissettim tüm hayatım boyunca. 7 yaşındayken saçlarımı iki yandan at kuyruğu yapmanın çocukluk olup bana yakışmayacağını veya pembe giymenin bebek işi olduğunu düşünürdüm. Kimse de “olur mu öyle şey güzel evladım” demedi açıkçası. Ve hala “O ne öyle bebe gibi” mentalitesinden çıkamamış bir vaziyette kendime istemeyeceğim kıyafetler seçerken buluyorum kendimi.

Bir de siyahın çeşidi var. Mesela Yozgatlı siyahı denilen bir şey var ki tam olarak şu yandaki resim. Ablacım olmuş mu o dedirtir. Böyle giyemezsin. Anasının kuzusu balık etli bir bağyan olduğum için resmen korkulu rüyam. (Resim de kiminse alla belayı versin) Bir de bunun üstüne deri ceket giyerler o zaman Çorum stayla yelken açmış olurlar. Çakma sarışın değil, platindir saçları, dipleri üç aylık gelmiş kara kara durmaktadır ama kendilerini bir Taylor Momsen görürler, bir Hilary Duff, bırakırlar öyle.. Gözlerinde hayvani bir siyah eye-liner vardır böyle kaşlarına kadar giden…

“Büyümüş iş kadını olmuş” siyahı var bir de. Girsem mi girmesem mi bilemedim yahu. Ne giyerse giysin altta kalın siyah opak çorap, off.. Neyse.

WeHeartIt siyahları var bir de. Anoreksik kızların yırtık siyah çoraplı, bereli – şapkalı, üzgün fotoğraflarından anlaşılan… Bazen de 50 santim topluklu botlarla giyiyorlar bu siyahları (o botlar da meşhurmuş ama bilememdim ben, anlamam öyle şeylerden).

Siyah ile ilgili henüz oturtamadığım mesele de aksesuar ki önemli bir nokta. Zira siyah her türlü aksesuarı kabul etse de benim bünyem aksesuarı sadece alışverişte sever. Ne takarsam takayım eksik kalıyor gibi, kime baksam dolduruyorlar elleri kolları bilerziklerlen yüksüklerlen. Ben taksam ağaya gelin gitmiş 13’lük köy güzeli gibi oluyor. Ya da benim algım öyle işte, yakıştıramıyorum bir şeyleri.

Siyah bir yüzüğüm vardı hatırlarsanız, hiç çıkarmadığım, takmadan çıkmam dediğim. Kırıldı, yenisini aldım ama eskisi gibi kaliteli bir şey değildi, alışamadım. Üstelemedim, vazgeçtim imza olarak. Bir tek siyah saatim var her yerde taktığım, onun dışında hala arayıştayım.

Bu arayışı lise zamanı yapsaydık şimdi böyle olmazdı. Lise sona kadar bir örnek giydirdikleri için ve liseye gitmek dışında bir sosyal hayatım olmadığı için giyinmeyi hala öğrenemedim.

Vaay, yazıya üniformaları severek başladın ama küfrederek bitiriyorsun diyeceksiniz. Deyin lan valla. Ne dengesiz bir insan oldum ben öyle..

Bir de o kadar grunge’ dır bilmem nedir diye takılıp dışarı çıkarken hala anne tarzı blazer kot ikilisiyle çıkmama ne demeli? Bazen tam bir Jamiryo…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s