Neler öğrendim?

Tüm bu olaylardan önce, hemen önce bir rüya gördüm. Bir bomba patlıyor, ardından da o meşhur bulut… O ses o kadar gerçekçi, o görüntü o kadar etkileyiciydi ki bütün gün düşündüm anlamı ne olabilir diye. Sandman’e Allah’tan çok inandığımdan rüyanın garanti bir anlamı var demiştim.

Goygoyu bırakacak olursak, benim esas bu yazıyı yazma sebebim içinde bulunduğumuz günlerde neler öğrendiğimdir.

Ömrümde ilk defa “Sosyal Medya” lafına uyuz olmadım. İlk defa bu kadar saygı duydum, ilk defa bu kadar iyi idrak ettim önemini.

Zamanında aklımdan geçen “millet hiçbir şeyin altında değil de sadece kendi isteğiyle ayaklansa tepkisini koysa” düşüncesini memleketin büyük bir çoğunluğu ile paylaştığımı öğrendim. Bir ara gerçekten umutsuzluğa düşmüştüm. Umut bu topraklardan gideli çok olmuştu deyim yerindeyse. Sadece ben değildim böyle düşünen onu bilmek de epey üzücüydü (bkz: çarşaf çarşaf dolu ekşi sözlük “türkiye’den siktir olup gitmek” temalı başlıkları).

Çarşının ne kadar delikanlı olduğunu öğrendim. Eskiden kendilerine bu kadar saygı duymazdım.

Kimin faşist olup kimin olmadığını öğrendim. Kimin askerden medet umacak kadar çaresiz bakış açılarına sahip olduğunu gördüm. (Şöyle ki, eğer asker senin yerine çıkıp bir şeyler yapsa, karşılığıda yöentimi ele geçirecek, on yıl belki yirmi yıl sonra tarih tekerrür edecekti, sen de gene asker nerede diyecektin. Direniş halktan gelmedikçe demokrasiyi hak etmiyorsun demektir. Esas olan bu.)

Bu kadar duygusal olduğumu da bugünlerde öğrendim. Hiçbir etiket altında kalmadan birbirine yardım eden yüzlercesini gördükçe yolun ortasına oturup ağlayasım geldi mutluluktan.

Ben ömrümde bu kadar yavşak polisi bir arada görmedim. Aç bir köpeğin insana nasıl saldırabileceğini öğrendim. Gerçi köpeğe niye laf ediyorsam, bütün sokak köpekleri halk ile birlik olmadı sanki.. Bunlardan olsa olsa ucube olur.

Aynı zamanda o yoldaki insanlar ile ailendeki bazı insanlardan daha yakın olabileceğini öğrendim. Benim ailem onlar. Ben sahipsiz değilim. Ben hatalı değilim. Çıkarcı olan diğerleri…

Daha tüm bunlar gerçekleşmeden on yıl öncesi (hatta daha fazlası) bir seçim öncesi televizyonda at hırsızı tipli bir adamın “bir insan hem müslüman hem laik olamaaaz ters mıknatısakdjfdkshj yapar” sözlerini dehşetle izlemiş ve ertesi gün bu adamın çok büyük bir matahmış gibi halk kahramanı oluşunu görmüş, o günden beri hiç televizyon haberi izlememiş, korkmuş kız çocuğuna bu haftasonu olanları göstermek isterdim. İsterdim ki umudunu hiç yitirmesin. İsterdim ki televizyon haberlerini izlemedi diye hiçbir şey kaybetmediği bilsin (kendisine söylenilenin aksine).

Ben oturup ağlamadan gideyim..

Belki artık Vilayet parkı rüyalarıma girmez, o suçluluk biraz azalır. Belki de benim o zamanki beddualarım yeni tutmuştur. “Aralanan” ağaçların ardından rantçılara saydırdığım beddualar…

Herhangi bir resim ya da video koyayım diyorum ama hangi birini koysam bilemiyorum. Zaten hala neler olup bittiğini anlamayan bi siktirsin gitsin.