Süslü Sözlük

Ekşisözlüğe yazar olmak için kaç sene bekledim inanın hatırlamıyorum. Ama o sıra hiç ilermemez, aksine gerilerdi, onu hiç unutmam.

Sonra yazarlık aldım, nasıl mutluyum ama açtım güzel güzel bir şeyler yazayım, çaaaaat kanzuk…

Ne kadar troll var, ne kadar cinsiyetçi adam var hepsi sitede. Sonra ekşişeyler çıkardılar, insanlar içeriklerinin kendilerinden habersiz kâr amaçlı kullanılmasını protesto etmek için tüm yazdıklarını silip gittiler. Resmen okunacak bir şey kalmadı orada.

Bok gibi bir yer oldu müdürüm afedersin…

Böyle artık son zamanlarda angaryaymış gibi hissediyordum girince siteye. Sanki mecburmuş gibi. Ama uzun zamandır da bir girdim yoktu açıkçası. Sadece millet ne döşemiş onlara bakıyordum, günlük engelle, başlıkları engelle kotamı dolduruyordum o kadar.

Sonra bir anda karşıma Süslü Sözlük çıktı. Aman Yarabbi! Olamaz böyle bir güzellik! Böyle sakiiiiin, huzurluuu, troll yok denecek kadar az, insanlar saygılı falan. Resmen Türk kadınına olan saygım arttı yahu. Makyaj ve kişisel bakım konusunda bu kadar bilgili, birbirine saygı duyan, garip garip mesajlar yazmayan insanların olduğu bir yer resmen.

suslu-şeffaf.png

Sonra bir daha el alışkanlığı, ekşisözlüğe tıkladım. Yemin ederim ığıl ığıl bir bok kokusu doldu resmen burnuma, geri kapattım.

Tüm hanım kızlarımıza sesleniyorum. Süslü Sözlüğe gelin! Ha öyle aman aman değil ama ekşiden bin kat iyi genşler. En azından red pillciler yok, o kadarını diyeyim.

Reşat

Geçtiğimiz sene apartmanın bahçesinde çok fazla miyav sesi duyuldu. Birkaç kez yavrularını bırakıp kaçan kedilere rastladık.

Bir tanesini sahiplendirdik. Adı da Paşa, paşalar gibi yaşamakta. Sonrasında bir tane de Reşat adlı bir kerata çıktı ortaya. Aman yarabbi, nasıl oyun oynuyor, nasıl konuşuyor nasıl saldırıyor millete…

Reşat’ ı sahiplenen olmadı. Ama bizim apartmanımızın kedisi oldu. Herkes mama veriyor, çocuklar seviyor, uyuduğu yer belli, çıkıp gezdiği yer belli.

Geçtiğimiz hafta pezevengin biri Reşat’ a tecavüz etmiş, üstüne benzin döküp yakmaya kalkmış. Reşat can havliyle apartmana kaçmış. Ama garibim sesini bile çıkaramamış, yarası çok kötü olana kadar ortada bile yoktu. Biz de kendisi bu aralar pek bir gezer olduğu için endişelenmedik, zira her seferinde geri dönüyordu.

Veterinere götürmüşler bir tane, o daha bir pezevenk. Araba çarpmış diye röntgen çekmiş ve sadece iç kanama tehlikesi olabilir diye ilaç vererek göndermiş. Bir de güneşin altına koyun demiş (yanığı olan kediyi), kedisi olan birine teslim edin demişler. Bize getirdiler. Hayvanın kanaması var, poposundan. Dokundurtmuyor, yanık kokuyor… Tuttuk Leydi’ nin veterinerine götürdük.

O da durumu anlattı. Yaranın ne kadar kötü durumda olduğunu söyledi. Birkaç gün yaranın temizlenmesi için (kurt kaynıyordu) pansuman yapacaklarını sonra ameliyata girecek kadar güçlendiğinde de kendisine yeni bir popo yapacaklarını söylediler ama umutlanmamamızı söylediler.

Arkadaş, dağ başında da yaşamıyoruz ki her yerde kamera var. Yanda okul var, onun kamerası var. Karşıda market var, onun kamerası var. Bizim apartmanların kamerası var…

O kameralar bir kıymetlendi bir kıymetlendi ki sormayın gitsin. Bu yandaki okulun müdürü apartmandan birinin arkadaşı. Adamlar bize vermiyor eğer aracı olursa belki verirler dedik kıza söyledik. Kızın ilk dediği aynen şu “tamam akşam ararım”. Acelesi yok yani, akşama… Bizim aklımız çıkmış, sokak sokak yerde ateş almış herhangi bir şey arıyoruz, tek ateş yakılmış olan yer okulda çıkıyor, her şey okul tarafında kitleniyor ama söyleyince “akşama”… Sonra kızdan ses seda yok. Mesaj atıyorum, “ulaşamadım” diyor başka açıklama yok.

Eyvallah, ulaşama. Olabilir, insanlık hali. Ama bunu söyle ki erkenden, vakitlice olay soğumadan biz gidip bir çaresini düşünelim. Niye oyalıyorsun? Ona başka söylüyor buna başka söylüyor, ortalığı bulandırıyor. Kızdığım nokta bu. Bu kadar gevşek davranıp üste çıkma çabaları da muhteşem. Çok meşgulmüş. O kadar meşguldü ki arkadaş instagram hikayeleri atmakta, kankalarıyla gezip sokaklardaki kedilerle oynamakta falan görsen haline üzülürsün bu nasıl bir meşguliyet diye… Bu kızın bir sürü işine koşmamış olsam ne samimiyetimiz var ki zaten diye basıp gideceğim ama öyle bir durum da yok.

Sonuç olarak kedi acılar içinde öldü. Tecavüzcüsü dışarıda. Olayı belki de aydınlatabilecek tek kaynağımız da birilerinin vicdansızlığına kalmış bir şekilde yatıyor. Bir de kapıma gelmiş bana trip atıyorlar. Hey yarabbim. O suç bastırma çabası yok mu? İfrit ediyor beni ifrit…

Bir gram hakkım geçtiyse bunlara haram olsun. Öyle bir ah etmişim, karma diye bir şey varsa bir taraflarında patlamaz mı bu? Bence patlar.

Not: Aynı şey okula giden çocukların başına gelmesin diye çocuklar da aileleri de, okul çalışanları da BİZİM tarafımızdan uyarıldı. Bütün mahalle, bir sapığın olduğunu biliyor, herkes dikkat kesildi. Ama elde var sıfır…

Her Ailenin Bir Merve’si Var.

Malatya’ da bir grup insan var. Kafalarındaki sen ile normal sen aranda fark var, hem de epey. Ama o, o kadar emin ki senin aslında onun kafasındaki insan olduğundan.

Söylemediklerini söylemişsin gibi anlatır, arkandan oyunlar çevirir sonra “yoook benim haberim olmadııı” der… Kırk yıllık ilişkileri yıkmaktan zevk alır. Baya bildiğin zevk alır.

En önemli şey kendi hayatıdır ama o hayatta kendine bile yer yoktur nasıl işse o.

Seni suçlu göstermek için fırsat kollar. Sen ne yaparsan yap onun kafasındaki “terbiyesiz, söz dinlemez, hırçın, asi, saygısız” şey oluverirsin. Haberin bile olmaz. Ruhun duymaz.

shocked oh my god GIF by Unbreakable Kimmy Schmidt-downsized_large.gif

Malatya’ ya ne zaman baksam artık içinde hiç yapıcı insan göremiyorum. Herkes bağcı dövme derdinde. Herkes şikayette, herkes dertli, herkes hasta, herkesin kuyruğuna basılmış. Allah geri kalan herkesin belasını versin, o derece.

Sevdiğim iki üç insan vardı, onlar da öldü. Onlar ölünce (ki yapıcı olanlar demek ki bir nebze de olsa onlarmış) geri kalan o sürü, ne sürüsü olduğunu söylemeyeceğim şimdi at koşturuyor, pisliklerine pislik katarak.

Tek dediğim çok şükür ki zamanında oradan çıkabilmişim. Ha yine Allah benim belamı versindir oradakilere göre ama aramızda bu kadar mesafe varken yine bir nebze de olsa güvendeyim, etrafımda sevdiğim saydığım insanlar var.

Bazen gerçekten saygı ve sevgi dolu insan ilişkilerinin eksikliğini o ortamdan çıkınca anlıyorsunuz. On iki yıldır şükrettiğim bir şey varsa o da kurtuluşumdur. Zira başlıkta dedim ya her ailede bir tane Merve var, bizim sülalenin bir ayağı komple Merve.

Ayın 1 Şarkısı!

Normalde 5 olur bilirsiniz. En kötü ihtimalle önceden dinlediğim bazı şarkıları tekrar tekrar dinler kıymetini hatırlar ve onu da buraya yazarım. Ama bu ay sadece ve sadece 1 şarkı dinledim. Ve gerçekten başka bir şey dinlemek istemedim. Neymiş bu kadar etkili olan o 1 şarkı? Buyrunuz efendim:

1. Mother Mother – Free

Aman aman aman… Hele bir de canlı performansını buldum ki paylaşmazsam olmaz! O sözler yaktı resmen. Yakıyor…

Ben bu şarkıyı en sevdiğim ilk 10′ a sokarım. Kelimelerin kifayetsiz kaldığı o nadir anlardan birindeyiz sevgili okuyucu.

Böyle anlar her zaman yaşanmaz. İlk dinleyişte aşk. İki sene evvel Jadudah’ tan sonra gelen o kıtlığı yıktı geçirdi grup. Uzun zamandır bu kadar etkisi altında kaldığım bir şey dinlememiştim.

MotherMother_banner.jpg

Mother Mother

Ortak İş

İnsanın başarısız olmasını isteyenler kimler?

Bakın etrafınıza, kim sizin başarısız olacağınızı düşünüyor? Ben cevap vereyim: yakınlarınız. Üstelik kendi yardımı dokunabilecekken sana bıyık altından gülen o yakınların.

Etrafında 100 tane sana yardımcı olabilecek adam olsa 99′ u oyalanır 1 tanesi de laf kalabalığı yapar, yine yardımcı olmaz.

“Yapma. Sana öyle denk gelmiş. İnsanlar o kadar kötü değil. Arkadaşlık…” bık bık ötmeyin.

Birazcık farklı bir işle ilgilen dört gözle kenardan bekliyorlar “ay hadi inş rezil olur” diye. Hep böyle bir mucize falan beklenir senden. Yoksa hadi hep beraber el atalım birlikte işin altından kalkalım falan diye düşünen yok.

Kendileri küçük düşünüyor, seni de aşağıya çekiyor. İşte bir sinema dolusu adam görünce koltuk başına para sayıp hesap çıkaranlar falan bunlar.

giphy.gif

Peki biz kimden yardım alacağız? Hiç mi bir arada, bütün bir halde, ortak bir iş yapıp güzel sonuçların keyfini çıkaramayacağız? Herkes mi bir başkasından mucize bekliyor?

“Sen yap görelim”miş. Ağızlarına sıçarım onların.

Ayın 5 Şarkısı

Bu ay istediğim kadar şarkı dinleyemedim ancak şöyle bir şey var: Mantua

Bayıldım ulen! Harika bir grup. Bundan sonra sık sık dinleyeceğim bir grup. 3 tane şarkısını kaydetmişim ayın 5 şarkısı için. Ancak hepsini koyup da listeyi göçertmek istemediğim için bir tanesini koyuyorum.

  1. Mantua – Feel the Wheels

O vokaller harika değil de nedir?

2. The Fjord – All In

Bu aralar sık sık karşıma çıkıyor zaten. Sevmedim de diyemem.

3. Black Mirrors – Funky Queen

Güzel şeyler bunlar tabii…

4. Nicole Saboune – Lifetime

Bu ay Nicole ablaya geri döndüm. Bu şarkısı da güzel. Ablada güzel bir potansiyel var, değerlendirse…

5. Mantua – Void

Dayanamadım ulen asşldksşdlgf