Şoka Şok Şoku

Bir acayip olay meydana geldi ki tarifi mümkün değil. İnsan şaşırıyor. Şaşırmam diyorsun, nasıl bir ülkede yaşıyoruz tabii ki de böyle yapacak şerefsizler diyorsun ama yok yine de şaşırıyorsun.

giphy (1).gif

Hikayenin kahramanı sevgili ağabeyim efenim. Kendisi şu hayatta en çok örnek aldığım iş ahlakına sahip başarılı ve iyi yetiştirilmiş bir Türk beyefendisidir. Beni tanıyan onu da tanır zira kendisini hiçbir arkadaşımdan sakınmam, o da beni mutlaka kendi arkadaşlarıyla tanıştırır. Böyle bir anlayışımız vardır. Birbirimizin iyi arkadaşıyızdır. Neyse reklam bittiğine göre başlıyorum anlatmaya.

Kendisi başarılı bir mimar olan (Halit Muna vakfı ödüllü Şehrazat olmasa da asdşslff) bu beyefendi yakın vakitlerde bir iş görüşmesi için çağrılıyor. O da şöyle ki, zaten herkes birbirini tanır ama babamızın da inşaat işinde olması dolayısıyla daha bir tanıdık olan bir şirket. Ve üstelik çok sevdiğimiz bir aile dostunun da en yakın arkadaşı. Ağabeyimin referansı olarak bu ikisini yazıyoruz. Babam zaten önceden orada çalışmış bir mühendis, diğeri de yine çok başarılı bir mühendis/iş adamı.

Diyorlar ki bu referanslar ve bu eğitim ve deneyim ile girmemesinin im-kâ-nı yoooook.

Ama olabilir, kimse vazgeçilmez değil. Her şey şartlara bağlı. Her şeye hazırlıklı olmak lazım. Sonuçta o şirketin tam olarak o iş için nasıl bir eleman aradığını bilemiyoruz, illa ki bir tercihleri vardır.

Ağabeyim beyefendi iş görüşmesine gidiyor, gayet güzel bir görüşme geçiriyor. Bütün konularda anlaşıyorlar. İK görevlisi ağabeyime diyor ki:

“Tamam biz size on gün içerisinde ikinci bir görüşme olup olmayacağını bildireceğiz.”

Aradan iki ay geçiyor rahat. Bu iki ay ve hatta daha fazlası sürede kesinlikle ağabeyime dönüş yapılmıyor. Biz de dillendirmiyoruz olmadı diye. Sonra tesadüfen anneciğimiz bu sevgili aile dostumuzun eşi ile bu durumu konuşuyor. “Haber vermediler” diyor annem. Kadın da anneme diyor ki “Ama nasıl olur Ömer o gün iş görüşmesine gittiğinde teklifi reddetmiş. Bizi arayıp referans olduğunuz eleman bizimle anlaşmak istemedi, dediler” diyor. Annem şok. Olur mu hiç öyle şey? Olmaz. Olamaz yani ağabeyimin fıtratında öyle kestirip atmak yok.

source.gif

Hemen olayı ağabeyime aktarıyoruz, o da böyle bir görüşme geçirmediğini zaten geldiği gün anlattığı için şoka giriyor. Üzülüyoruz, adına böyle yalan dolan bir şekilde ifadeler söylendiği için. Sonra aile dostumuz ile konuşuyor ve olayı ona açıklıyor. O da bu sefer kendisine bu haberi böyle anlatan şahsı arıyor. Adam ilk seferinde açmıyor, bir ara sözünün arkasında duruyor ama sonrası şok edici.

Tabii biz o arada boş durmayıp babamıza da haber veriyoruz böyle böyle demişler, bizi yalancı durumuna düşürüyorlar diye. O da bir yandan kendi dostlarına sorup soruşturuyor.

Güya ağabeyimin görüştüğü İK çalışanı iyi geçen görüşmenin aksine ağabeyimin onlarla çalışmak istemediğini vesaire söylemiş. Anlatmış da anlatmış. Aklınız durur. Vay paraya söylenmiş, aman mesaiye söylenmiş, aman kapıdan basıp gitmiş neler neler…

Tabii biz de bilendik İK’ya. Durduk yere bir insanın hayatıyla böyle oynanır mı amk? Böyle saçmalık olabilir mi? Ama sonra İK’ dakiler bize geri dönüp işin kendilerince nasıl ilerlediğini anlatıyorlar. Rapor tutmuşlar bir tane onu aktarıyorlar babama. Gayet olumlu, kesinlikle ikinci görüşmeye çağrılması gereken ama olur da değerlendirilmeye alınmaz ise bu seferlik ileride kesinlikle düşünülmesi gereken bir eleman diye.

Eee ne oldu peki? Nerede ne yanlış gitti? Komşumuzun yakın arkadaşı tarafından yanlış gitti tabii. İlk önce çok umursamamıştı ama bu kadar soruşturan olunca adam artık ifadesini değiştirip “O sırada başka özellikleri olan birisini alacaktık kem küm” ediyor abime de referansına da. E ulan o zaman öyle söyle? Allahın emri değil ya illa almak zorunda değilsin, bunu baştan söylesene gavat. Niye insanları arada koyuyorsun?

Şimdi abim neye üzülsün? Hakkının yendiğine mi, yoksa adına söylenen yalanlara ve oynanan gururuna mı? Resmen ağzına yalanı tıkamış şerefsizin evladı. Ne gerek var böyle afra tafralara lan? Bu nasıl bir hareket? Bu nasıl bir hakaret?

Bak aradan kaç gün geçti hala ellerim titriyor aklıma gelince. Küfretmeden edemezdim.

giphy.gif

 

Ayın 5 Şarkısı

Temmuzun sonunda şöyle bir bakayım dedim neler dinlemişim geçen yıldan beri. Açtım Lastfm’i… Açamadım tabii amk, kapanmış gene site.

Geçen yıl Temmuz ayında cenaze için Malatya’ ya gidene kadar çok dinlediğim bir şarkı vardı. Sonrasında da epey bir dinledim. Ve artık bu Temmuz’ da karar verdim ki bu şarkı benim hayatımda dinlediğim en güzel şarkı. O yüzden 1 numerodan giriş yaptırdım tekrar listeme. Yüz kere paylaş deseler paylaşırım arkadaş!

 

  1. Jadudah – Love You (When You’re A Mess)

Geçtim tüm o Fleet Foxes’ları, Opeth’leri, Kasabian’ları ve hatta Mike Patton şarkılarını. Hands down tek şarkı!

 

2. The Heavy Horses – Pale Rider

Geçen ay Muddy’ ye çok gittiğimiz için ve her seferinde denk geldiğim için bayıldığım bir şarkı. Ne yazık ki Spotify’ da yok. Neyse ki youtubespor on numara!

 

3. Shearwater – Quiet Americans

Adamın sesi güzel değil mi la?

 

4. iamwhoami – Shadow Show

Tabii yukarıdaki gibi bir şarkı dinleyince Spotify bana bunları önermeye başladı. Ama sevdim:

 

5. The Beta Machine – The End

Aynen bu ay ben böyle:

O ne güzel nakarattır, o ne güzel bir vokaldir. Emolar falan ama s*ktiret. Gayet güzel şarkı.

Neyse efem, öbür ay görüşmek üzere.

Temmuz Aydınlanması

Bu ay epey bir konuda kafamda aldım verdim, o yüzden yazmam gerek!

Öncelikte şöyle bir şey fark ettim: Herhangi birisi ile konuşmaya gireceğimi düşündüğümde kafamdaki diyalog hep savunma üzerinden gidiyor. Yani hep kendimi açıklama, hep bir mazeret söyleme, hep kendini haklı çıkarma üzerinden gidiyor tüm bu metinler kafamda. Ama esasen kimsenin bir şey sorduğu veya kısacası hesap sorduğu yok. Niye o kafaya soktum kendimi anlamıyorum.

giphy

İşin kötüsü ne kadar süredir böyleyim onu da bilemiyorum. Belki de bilmek istemiyorum.

Mesela bugün 11:30′ da bir yerde olmam gerekiyor, saat 11:25 ben hala varamamışım gideceğim yere. Kafamda ohooo neler neler. Bana ne hesaplar soruyorlar gideceğim yerdeki insanlar “Niye geç kaldın, bak böyle olur mu ilk günden” vesaire… Valla gittiğim yerde de adamlar dürüm gömüyorlardı o saatte, bilemiyorum artık. Tam saatinde vardım, vardığımda insanlar hazır değildi. Niye kasmıştım ben kendimi?

Başka başka şeyler de var. Yok doktor şöyle derse, bunu bunu anlatırım, şöyle açıklarım, şunu gösteririm falan. BSG ya. Kendime diyorum bunu. Sorarsa cevaplarsın, sormazsa niye kasıyorsun? Neyin hesabını veriyorsun?

Artık hesap verme yok, laf uzatma yok, kendini açıklama yok. Buna sonuna kadar dikkat edeceğim.

merly deal with it

Cildiyeci Tavsiyeleri

Fark ettiyseniz son zamanlarda yüzüm o kadar boktan, o kadar boktan ki hayretler içerisindeyim. Esasen bu sivilcelenme hali geçen yıl Eylül ayında başladı. Tam tatilden geri döndüğüm gün vücudum komple sivilceye kesti ancak kısa süre sonra yüzüm hariç her yer iyileşti.

Yüz öyle kaldı, sürekli bir sivilce nöbet bekliyordu. Adeta sıraya giriyorlardı. Dilara “Yapmayın yazıktır” diyordu ama sivilceler dinlemiyordu. Rezillik üst seviyedeydi.

Neyse efem, strestir, yediklerimdir, ilaçlardır vesaire derken baya bir erteledim adam akıllı ilgilenmeyi. Ha temiz bakıyorum, envai çeşit krem ve maske kullanıyorum falan ama kar etmiyor, zira içeriden geliyor ne geliyorsa.

Doktora giiit, doktora giiit dediler ama ancak bu ay kendim için bir çılgınlık yapabilme noktasına gelebildim. Ve işte o yüzden hayatımda ilk defa bir cildiyeciye gittim. Esas sorunlarım son zamanlarda feci derecede artış gösteren sivilceler (böyle büyük büyük, acılı ağrılı rezil bir şey) ve sürekli olarak yüzümün sıcaklığının daha yüksek olması. Resmen alev aldı yüzüm yani. İnternet doktoru psikolojik diyor ama ne yapam artık amk ölem mi antidepresanlarla?

2 adet doktora gittim. İlki fecaat idi. Zira kapıdan adım aşk eylemem ile birlikte “ROAKUTEN” diye böğürdü kadın ve ben de gerisin geri çıktım. Hani bari yüzüme baksaydı, bir iki soru sorsaydı da ona göre verseydi. Bir daha yakınına gitmem o karının. Tipinden feci gıcık aldım.

source.gif

İkinci doktor ise gayet sakin, mantıklı görünen bir tipti. Bakalım, dedikleri işe yarayacak mı? Tek tek neler kullandığımı sordu. Bunları oturdu yazdı. Diğeri gibi kapıdan ciyaklamadı “konuyla alakası yok sen o ilacı kullanacaksın” diye. Sonra iki adet antibiyotik verdi. Birisi hap diğeri jel. Bakalım bugün başlıyorum, sonu ne olacak tek tek bildiririm efem.

Eylüle kadar hafif gideceğini, eylülden sonra ciddi bir tedavi olacağını söyledi. Belli bir yaştan sonra bir anda çıkan akne için dikkat etmemi söyledi ama geçeceği izlenimini de verdi. Diğeri gibi dünyanın en kolay şeyiymiş gibi en kötü ilacını cart diye vermedi.

Feci atarlıyım ilk doktora beyler bayanlar, her an kafam atabilir ve gidip kadını dövebilirim.

giphy (8).gif

Lorde Kızı

Zerre hazzetmem Lorde’ dan ve müziğinden, bilen bilir. Aşırı abartılmış bir ergen olarak kariyerine başlamış hiç kimseden hazzetmem çünkü. Siz de etmezsiniz normalde ama indie takılınca kız “Oooo” diyorsunuz. Aynı kız pop yapsaydı nefret ederdiniz, orası kesin. Bu da bana göre sevgili indie toplumunun büyük bir iki yüzlülüğü.

giphy (1).gif

Müziğin yaşı yok. Lorde yaşında ondan çok daha başarılı sanatçılar var. Hala albüm basıyorlar ve dehşet paralar kazanıyorlar. Ama Lorde kadar “ouuv” değil hiçbiri, zira hayatları, kariyerleri henüz her şey en başında olduğu için ayak altı edilmeyecek kadar kıymetli.

Her ne ise konu bu değil.

giphy.gif

Lorde sevmem ama geçen bir makaleye rastladım hakkında. Lorde ilk çıktığı zaman vampir Taylor Swift’ in şu meşhur arkadaş topluluğunda olması çok manidarmış. Şimdi hiçbiri ile takılmıyormuş, demek ki Taylor ve arkadaşları tarafından dışlanmış Lorde.

Kız da demiş ki “Evet ben idollerim ile birlikte takılıyorum dedim ama bunu derken benim idolüm Taylor değildi, Patti Smith ve Bowie idi.” Taylor’ ın iyi bir arkadaşı olduğunu ancak hayatında üç beş kere gördüğünü falan söylemiş. Üstüne bir de çıkarılan yalan haberler ile alakalı pıştlamış kişilere.

giphy (2).gif

İşte BENCE kızın işi çok iyi olsa oturur albümünü konuşuruz. Dinleriz, destekleriz, aklımıza Taylor’ dı fasa fisoydu bir şey gelmez, kimsenin de böyle haberler yapmaya eli gitmez idi. Abartılmış bir ergen kadrosundan kariyere başlayınca işte sonunda da böyle laflara malzeme olabiliyorsun.

Mesela biz niye Birdy hakkında böyle yalan yanlış haberler duymuyoruz? Çünkü o kız hakkında konuşabilecek isek eğer aklımıza güzel sesi veya yorumu geliyor, Taylor ve kankaları değil.

Bunları söylemeye geldim. Çekilebilirsiniz.

giphy (3).gif

Kırmızı Halı Tarihçesi

Her yerde gözümüze gözümüze sokulan kırmızı halının tarihini yeni öğrendim ve sizle paylaşmaya geldim.

Kırmızı halı ilk olarak Yunanlılar döneminde kullanılmış. Yunan mitolojisine göre sadece tanrılar kırmızıya basarmış. Yunan kralı Agamemnon da her savaş dönüşünde karısı tarafından kırmızı halılar ile karşılanırmış. Kral her seferinde basmaya çekinirmiş “Ama ben tanrı değil insanım” diye.

minerva_preventing_achilles-killing-agamemnon.jpg

İşte kökeni buymuş meğer kırmızı halının. Eskiden tanrıların yürüdüğü şaşalı yol olarak biliniyormuş. Şimdilerde de büyük başarı, ün ve para getiren işlerin tanıtımında ve ödüllendirilmesinde kullanılıyor. Her seferinde tanrılar aşağılanıyor, insanlar kendilerini onlara daha yakın hissediyor.

Ama tabii tüm olan bitenin şimdiki insanlara bağlanması çok büyük saçmalık olur. Zira Yunan tanrıları ile aramızda çok uzun süren bir tarih var. Bu tarihin her döneminde kullanılmış bir sembol olduğuna göre…

maxresdefault.jpg

Rönesans döneminde de kırmızı halılar zengin ve aristokrat ailelerinin portrelerinde yerini edinmiş. Kısacası zenginlik ve ihtişam ile aristokrasiyi simgelemiş çok uzun bir süre. Daha sonrasında gelen savaşların ardından kazanan taraf ülkesine hep kırmızı halı eşliğinde geri dönmüş. Yirminci yüzyılda ise kırmızı halılar tren yolları tarafından kullanılmaya başlanmış. Lüks bir yolcu treni yolcularının ayakları altına kırmızı halılar sermiş.

990d0c47bf8d09ee794b4e4a491a1162-650On20Line20for2020th20Century20Limited20at20Parade20of20Trains20-20MTA.jpg

Daha sonra iş Hollywood’ a kadar sıçramış. Ünlülerin güzel görünmesi için tercih edilen bir renk olduktan sonra bazı filmlerde kırmızının ön plana çıkarılması “Marilyn Monroe filmleri gibi” işin esas sebebi olmuş.

giphy (2).gif

 

Bu kadar.

 

Bayram Haftası Film Maratonu 2 ve 3

Bu yazı uzun olacak!

Zira eski okurlar bilir, ne zaman bayram için bir maraton düzenlesem mutlaka ama mutlaka bir yola gitmem gerekir ve bir yazı mutlaka bir diğer yazıyla birleşir. O yüzden lafı kesip hemen yazıyorum!

İkinci günün filmleri Moana, Logan ve The Batman Lego Movie idi.

Moana

p_moana_digitalhd_b1af905c.pngEğlenceli, çerez gibi bir film işte. Disney’ in son zamanlardaki prens yok aşk yok, önemli olan kardeşlik, dostluk, birbirimize destek havaları pek güzel. Ama Disney işte ne kadar iyi olabilirse o kadar iyi.

Maoui’ nin oynayan dövmesi bir harikaydı. Ama tabii ki benim favorim de herkesinki gibi Heihei idi. “Spirit animal” diye bir olay varsa ne olur benim hayvan Heihei olsun slkfjdşg.

Filmin en sevdiğim sahneleri sadece Heihei’ nin sahneleriydi. O yüzden bütün olarak bunu koymak daha mantıklı geldi.

Logan

loganAcayip depresif bir film arkadaş. X Men’ in kaybetmesini sevmiyorum ben. Tüm martavallıklarına rağmen dünyayı kurtarmalarını tercih ederim de ölmeleri, bilemiyorum Altan.

Sevdiğim sahne o yüzden yok. Ölmeyin lan…

Resmen filmi izlerken içim acıdı. Ayrıca ben kalp Boyd Holbrook. Bok gibi bir aktör olabilir arkadaş ama adam çok hoştu yahu.

Allah kahretsin benim gibi film izleyen insanı. Millet nelere taktı Logan’ ı izlerken benim düşündüğüm şeye bak DEYİP sonraki filme geçiyorum.

 

The Lego Batman Movie

lego_batman_whv_keyart.jpgİlk lego filmine bayılmıştım. Lego’ nun çektiği kısa kısa ama harika esprileri olan şeyleri de seviyorum (Epic Rap Battles’ ta Thor vs. Zeus gibi). O yüzden bu filmi de sevdim. Sevmemek için deli olmak gerekir. Biraz Despicable Me gibi olmuş. Hikaye çok ama çok benzer. Ama geç hikayeyi espriler harika. Me like it.

Robin bir harikaydı ya. Bu kadar salak bir şey olamaz. Adamın yanında Batman’ in kimliğini açık ediyorlar ama salak anlamıyor. Batman baba ve Bruce baba diyor adam ya skljdfkgdflghjfg.

 

Sonraki günün filmlerine geldi sıra.

 

Passengers

MV5BMTk4MjU3MDIzOF5BMl5BanBnXkFtZTgwMjM2MzY2MDI@._V1_UX182_CR0,0,182,268_AL_.jpgHerkes nefretini etti sıra bende. Parks & Recreation hayranıydım ama artık Chris Pratt’ i çok abartı buluyorum. Winter’s Bone hayranıydım ama artık Jennifer Lawrence’ i de çok abartı buluyorum. Film hakkında da çok fazla yorum yapıldı farkındayım, çoğunu okudum. Psikolojik değerlendirmeleri, ahlaki değerlerin çiğnenmesini vesaire vesaire… Benim tek bir sorum var size.

Bu amk sıkıcı filmini nasıl uyumadan bitirdiniz? Mıııııy mıııııy mıııııy…. Öfffffffff…. Yemin ederim daha fazla vakit harcamak istemiyorum şu filme.

 

Power Rangers

indirBirisi geçen bir şey demişti Twitter’ da. “Bir Power Rangers filmi ne kadar iyi olabilirse o kadar iyi işte”  diye. Diyeni unuttum ama gözlerinden öperim tespit gibi tespit arkadaş. Bir zamanlar Power Rangers’ ın gelip beni okul bahçesindeki sırasından alıp götüreceklerini hayal ederdim, o bile daha mantıklı amk.

Ergenlik çok iğrenç bir şeymiş arkadaş onu bu filmde de iyi görüyoruz.

 

 

Hayır gif çıkarayım diye düşündüm ama sonra gif camiasına baktım yeni filmden bir tane bile gif çıkarmaya yeltenmemişler. Dedim ben niye vakit harcayayım?

giphy.gif

Filmi görünce ben.

 

Son film Silence.

Silence

images.jpgŞimdi diyeceksiniz ki bu goygoy filmlerin arasında bunun ne işi var? Çok merak ediyordum la ve hiç vaktim yoktu. Bu hafta izledim izledim yoksa yalan olacaktı tümden.

Efendim filmi izledim. Orijinalini daha da merak ettim. Linkini buldum ve buraya koyuyorum. Ne kadar süre kalır burada bilemem ama bence yenisini izlemeden bunu izleyin önce. Adet böyleymiş.

 

İşkencelere mi odaklanayım Andrew Garfield’ ın harika saçlarına mı içerleyeyim bilemedim. O nasıl saçlar amk bukle bukle, güneşte ışıl ışıl, gören der bu nasıl işkencede bu adam. Resmen adamın işkencedeki saçı benim yapabileceğim en güzel saçtan on kat daha hacimli ve dalgalıydı amk.

Çin işkencesi derler de hep Japonlar bu konuda daha başarılı imiş galiba, bu filmlere göre yani.

 

Neyse bittiğine sevindiğim uzuuun bir hafta oldu. En azından bu filmleri aradan çıkardığıma sevindim.