Ayın 5 Şarkısı

Bu ay size adam gibi birkaç adet şarkı paylaşabileceğim çok şükür ki.

Geçen ay bildiğiniz üzere hiçbir şarkı paylaşamamıştım ve bununla ilgili bir video paylaşmıştım. Neyse ki dün dündür, bugün de bugün.

O zaman başlayalım.

 

  1. Poem – Weakness

Klip yaşlısı bilem var:

 

2. Bite the Bullet – Any Other Way

Bu şarkının tam olarak neresini sevdim hatırlamıyorum ama listeye giriş yapacak kadar çok dinlemişim. Haydi bakalım… Çoh ilginç bir klibi var:

 

3. Rag’n’Bone Man – Hard Came the Rain

Bu adamı sevmiyorum. Ama bir seferlik listede yer veriyorum. Bu şarkının o popüler olan ile hiçbir alakası olmaması yüzünden o da.

 

4. Men Without Hats – Safety Dance

Nostalji köşesinde bunlar var. Son zamanlarda dinlediğim hangi şarkı buna benziyor hala çıkaramadım ama. Bu şarkıdan araklanmış o şarkıyı bulmadan rahat yok.

 

5. Zbigniew Preisner – Dies irae

Ağır bir top ile de bitirelim… The Crown’ da kullanılan soundtrack’i paylaşıyorum:

Dinlemeden duramıyorum ne yapayım…

Ondan Bundan Vol.19

Şaka maka uzuuuuun zamandır böyle bir yazı yayınlamamışım. Vakti gelmiş. O zaman başlayalım.

  • Geçen hafta Camel konseri için İstanbul’ a gittik. Nalet şehir, gram sevmiyorum amk… Camel için katlanılır idi tabii ve konser biter bitmez vınnn Ankara’ ya geri döndük. Hiçbir arkadaşımı göremedim, tebrikler arkadaşlarım. Bir daha bir ortamda Camel övdüğünüzü görürsem ağzınıza sıçazayim.
  • Camel konseri sırasında bir şey oldu. Böyle nasıl anlatılır tam olarak bilemiyorum ama garip bir hissiyat yaşadım. Sanki içimde bir şeyler kütürdedi, yerine oturdu. Bir huzur geldi, bir mutluluk, sakinlik falan. Abartıp bokunu çıkarmayayım ama depresyondan çıkmış gibi hissettim.

Camal, sen nelere kadirsin… Verdiğim her kuruş helal.

  • Bir doktora gitmem lazım, damar ile ilgilenecek bir doktora. Dolaşımda büyük sorunlar var ve kimseye ses etmesem de ciddi ciddi korkutuyor beni. Bu şişlikler hiç iyiye alamet değil. Geçmiyor nalet olasıcalar. Ona odaklanmam gerek.

giphy (34).gif

  • İleride size yeni yaşadığım bir İK vahşeti daha anlatacağım. Çok eğleneceğimizi umuyorum.
  • Uzun zamandır uğratığım ergen yutub kanalında büyük gelişmeler var. Yavaştan yavaştan para kazanmaya başladım ve iyi de gidiyor şimdilik. Ama ergenlerin tavırlarından çok sıkıldım. Onu ayrı bir yazı olarak göreceksiniz yakın bir vakitte. Ayrıca hala kanalın adını paylaşacak kadar büyümedi kanal, iyice büyüsün o zaman sahipleneceğim.

giphy.gif

  • Youtube konusunda çok şey öğrendim ve kendi kanalım için artık düzenli bir şeyler yapma vakti geldi diye düşünüyorum. Ama çok ilginç bir yoğunluk var, hem kafamda hem iş yükümde. Tam oturtamadığım bazı şeyler var, onlar da otursun sonrasında bayram edeceğim.
  • Son birkaç aydır gaipten ağlayan kadın sesleri duyuyorum sabahları. Sabaha doğru desek daha doğru. Çok erken saatlerde bir kadın ağlıyor. Gözümü açıyorum sesin nereden geldiğini anlamaya çalışıyorum ama yok, anlaşılmıyor. Bir iki kere acaba annemden mi geliyor diye odasına gittim tık yok. Komşulara sordular onlar hiç duymamış. Kafama feci taktım, bulacağım o ağlayanı… Ulan yoksa ben miyim? Uykumda mı ağlıyorum acaba?

giphy (1).gif

Neyse bugünlük bu kadar yeter. Yakında bol bol farklı yazılar ile karşınızda olurum, umarım. Umarım diyorum zira fırsatım olmuyor kendi sayfama bakmaya.

Süslü Sözlük

Ekşisözlüğe yazar olmak için kaç sene bekledim inanın hatırlamıyorum. Ama o sıra hiç ilermemez, aksine gerilerdi, onu hiç unutmam.

Sonra yazarlık aldım, nasıl mutluyum ama açtım güzel güzel bir şeyler yazayım, çaaaaat kanzuk…

Ne kadar troll var, ne kadar cinsiyetçi adam var hepsi sitede. Sonra ekşişeyler çıkardılar, insanlar içeriklerinin kendilerinden habersiz kâr amaçlı kullanılmasını protesto etmek için tüm yazdıklarını silip gittiler. Resmen okunacak bir şey kalmadı orada.

Bok gibi bir yer oldu müdürüm afedersin…

Böyle artık son zamanlarda angaryaymış gibi hissediyordum girince siteye. Sanki mecburmuş gibi. Ama uzun zamandır da bir girdim yoktu açıkçası. Sadece millet ne döşemiş onlara bakıyordum, günlük engelle, başlıkları engelle kotamı dolduruyordum o kadar.

Sonra bir anda karşıma Süslü Sözlük çıktı. Aman Yarabbi! Olamaz böyle bir güzellik! Böyle sakiiiiin, huzurluuu, troll yok denecek kadar az, insanlar saygılı falan. Resmen Türk kadınına olan saygım arttı yahu. Makyaj ve kişisel bakım konusunda bu kadar bilgili, birbirine saygı duyan, garip garip mesajlar yazmayan insanların olduğu bir yer resmen.

suslu-şeffaf.png

Sonra bir daha el alışkanlığı, ekşisözlüğe tıkladım. Yemin ederim ığıl ığıl bir bok kokusu doldu resmen burnuma, geri kapattım.

Tüm hanım kızlarımıza sesleniyorum. Süslü Sözlüğe gelin! Ha öyle aman aman değil ama ekşiden bin kat iyi genşler. En azından red pillciler yok, o kadarını diyeyim.

Reşat

Geçtiğimiz sene apartmanın bahçesinde çok fazla miyav sesi duyuldu. Birkaç kez yavrularını bırakıp kaçan kedilere rastladık.

Bir tanesini sahiplendirdik. Adı da Paşa, paşalar gibi yaşamakta. Sonrasında bir tane de Reşat adlı bir kerata çıktı ortaya. Aman yarabbi, nasıl oyun oynuyor, nasıl konuşuyor nasıl saldırıyor millete…

Reşat’ ı sahiplenen olmadı. Ama bizim apartmanımızın kedisi oldu. Herkes mama veriyor, çocuklar seviyor, uyuduğu yer belli, çıkıp gezdiği yer belli.

Geçtiğimiz hafta pezevengin biri Reşat’ a tecavüz etmiş, üstüne benzin döküp yakmaya kalkmış. Reşat can havliyle apartmana kaçmış. Ama garibim sesini bile çıkaramamış, yarası çok kötü olana kadar ortada bile yoktu. Biz de kendisi bu aralar pek bir gezer olduğu için endişelenmedik, zira her seferinde geri dönüyordu.

Veterinere götürmüşler bir tane, o daha bir pezevenk. Araba çarpmış diye röntgen çekmiş ve sadece iç kanama tehlikesi olabilir diye ilaç vererek göndermiş. Bir de güneşin altına koyun demiş (yanığı olan kediyi), kedisi olan birine teslim edin demişler. Bize getirdiler. Hayvanın kanaması var, poposundan. Dokundurtmuyor, yanık kokuyor… Tuttuk Leydi’ nin veterinerine götürdük.

O da durumu anlattı. Yaranın ne kadar kötü durumda olduğunu söyledi. Birkaç gün yaranın temizlenmesi için (kurt kaynıyordu) pansuman yapacaklarını sonra ameliyata girecek kadar güçlendiğinde de kendisine yeni bir popo yapacaklarını söylediler ama umutlanmamamızı söylediler.

Arkadaş, dağ başında da yaşamıyoruz ki her yerde kamera var. Yanda okul var, onun kamerası var. Karşıda market var, onun kamerası var. Bizim apartmanların kamerası var…

O kameralar bir kıymetlendi bir kıymetlendi ki sormayın gitsin. Bu yandaki okulun müdürü apartmandan birinin arkadaşı. Adamlar bize vermiyor eğer aracı olursa belki verirler dedik kıza söyledik. Kızın ilk dediği aynen şu “tamam akşam ararım”. Acelesi yok yani, akşama… Bizim aklımız çıkmış, sokak sokak yerde ateş almış herhangi bir şey arıyoruz, tek ateş yakılmış olan yer okulda çıkıyor, her şey okul tarafında kitleniyor ama söyleyince “akşama”… Sonra kızdan ses seda yok. Mesaj atıyorum, “ulaşamadım” diyor başka açıklama yok.

Eyvallah, ulaşama. Olabilir, insanlık hali. Ama bunu söyle ki erkenden, vakitlice olay soğumadan biz gidip bir çaresini düşünelim. Niye oyalıyorsun? Ona başka söylüyor buna başka söylüyor, ortalığı bulandırıyor. Kızdığım nokta bu. Bu kadar gevşek davranıp üste çıkma çabaları da muhteşem. Çok meşgulmüş. O kadar meşguldü ki arkadaş instagram hikayeleri atmakta, kankalarıyla gezip sokaklardaki kedilerle oynamakta falan görsen haline üzülürsün bu nasıl bir meşguliyet diye… Bu kızın bir sürü işine koşmamış olsam ne samimiyetimiz var ki zaten diye basıp gideceğim ama öyle bir durum da yok.

Sonuç olarak kedi acılar içinde öldü. Tecavüzcüsü dışarıda. Olayı belki de aydınlatabilecek tek kaynağımız da birilerinin vicdansızlığına kalmış bir şekilde yatıyor. Bir de kapıma gelmiş bana trip atıyorlar. Hey yarabbim. O suç bastırma çabası yok mu? İfrit ediyor beni ifrit…

Bir gram hakkım geçtiyse bunlara haram olsun. Öyle bir ah etmişim, karma diye bir şey varsa bir taraflarında patlamaz mı bu? Bence patlar.

Not: Aynı şey okula giden çocukların başına gelmesin diye çocuklar da aileleri de, okul çalışanları da BİZİM tarafımızdan uyarıldı. Bütün mahalle, bir sapığın olduğunu biliyor, herkes dikkat kesildi. Ama elde var sıfır…

Her Ailenin Bir Merve’si Var.

Malatya’ da bir grup insan var. Kafalarındaki sen ile normal sen aranda fark var, hem de epey. Ama o, o kadar emin ki senin aslında onun kafasındaki insan olduğundan.

Söylemediklerini söylemişsin gibi anlatır, arkandan oyunlar çevirir sonra “yoook benim haberim olmadııı” der… Kırk yıllık ilişkileri yıkmaktan zevk alır. Baya bildiğin zevk alır.

En önemli şey kendi hayatıdır ama o hayatta kendine bile yer yoktur nasıl işse o.

Seni suçlu göstermek için fırsat kollar. Sen ne yaparsan yap onun kafasındaki “terbiyesiz, söz dinlemez, hırçın, asi, saygısız” şey oluverirsin. Haberin bile olmaz. Ruhun duymaz.

shocked oh my god GIF by Unbreakable Kimmy Schmidt-downsized_large.gif

Malatya’ ya ne zaman baksam artık içinde hiç yapıcı insan göremiyorum. Herkes bağcı dövme derdinde. Herkes şikayette, herkes dertli, herkes hasta, herkesin kuyruğuna basılmış. Allah geri kalan herkesin belasını versin, o derece.

Sevdiğim iki üç insan vardı, onlar da öldü. Onlar ölünce (ki yapıcı olanlar demek ki bir nebze de olsa onlarmış) geri kalan o sürü, ne sürüsü olduğunu söylemeyeceğim şimdi at koşturuyor, pisliklerine pislik katarak.

Tek dediğim çok şükür ki zamanında oradan çıkabilmişim. Ha yine Allah benim belamı versindir oradakilere göre ama aramızda bu kadar mesafe varken yine bir nebze de olsa güvendeyim, etrafımda sevdiğim saydığım insanlar var.

Bazen gerçekten saygı ve sevgi dolu insan ilişkilerinin eksikliğini o ortamdan çıkınca anlıyorsunuz. On iki yıldır şükrettiğim bir şey varsa o da kurtuluşumdur. Zira başlıkta dedim ya her ailede bir tane Merve var, bizim sülalenin bir ayağı komple Merve.

Ayın 1 Şarkısı!

Normalde 5 olur bilirsiniz. En kötü ihtimalle önceden dinlediğim bazı şarkıları tekrar tekrar dinler kıymetini hatırlar ve onu da buraya yazarım. Ama bu ay sadece ve sadece 1 şarkı dinledim. Ve gerçekten başka bir şey dinlemek istemedim. Neymiş bu kadar etkili olan o 1 şarkı? Buyrunuz efendim:

1. Mother Mother – Free

Aman aman aman… Hele bir de canlı performansını buldum ki paylaşmazsam olmaz! O sözler yaktı resmen. Yakıyor…

Ben bu şarkıyı en sevdiğim ilk 10′ a sokarım. Kelimelerin kifayetsiz kaldığı o nadir anlardan birindeyiz sevgili okuyucu.

Böyle anlar her zaman yaşanmaz. İlk dinleyişte aşk. İki sene evvel Jadudah’ tan sonra gelen o kıtlığı yıktı geçirdi grup. Uzun zamandır bu kadar etkisi altında kaldığım bir şey dinlememiştim.

MotherMother_banner.jpg

Mother Mother