Kendine Gelme ve Birtakım Şarkılar

Kendime Ocak ayına kadar zaman vermiştim, bir şeyleri kafamda oturtmak için. Biraz zaman aldı farkındayım. Hatta 6 gün daha aşmışım bu yazıyı yazmak için. Ama olsun değdi. Son birkaç ayda yaşanan, hatta Ağustos’ tan beri devam eden negatif olayların artık kafama girmesine izin vermiyorum. Ağustos’tan beri aynı şeyleri düşündüğümü de sanmayın, sadece sakin sakin kendi hayatıma bakıyorum bir süredir.

Çok da güzel şeyler gördüğüm söylenemez.

Ama çok hoş şarkılar paylaşmaya geldim. Umarım siz de bu şarkıları en az benim kadar seversiniz. Hadi başlayalım.

  1. Mikky Ekko – Who Are You, Really?

Son zamanlarda en çok dinlediğim şarkı olmuş kendisi. Kesinlikle tavsiye ederim. Eskiden dinlediğimi hatırlıyorum ama Last.fm’ de kaydı çıkmadı her nedense. Nereden dinlediysem tabii…

2. The Crispies – Fake Leather

Ergenler mergenler ama geçen sene çok dinledim bu grubu.

3. Lana Del Rey – Doin’ Time

Lana aşkımı depreştiren şarkısı oldu. Sevmemek imkansız, eminim dinlemişsiniz de tekrar dinleyin istedim.

4. Kula Shaker – Infinite Sun

Kula Shaker dinlemek için bir bahane veya sebep olmamalı diye düşünüyorum, yıl olmuş 2020…

5. Rag’N’Bone Man – Healed

Yavaş yavaş bu adamın bütün şarkılarını ezberlemeye başladım. Tavsiye ederim.

6. Ghost – Kiss The Go-Goat

Çünkü Ghost.

7. In Flames – Cloud Connected

Düşün, In Flames paylaşıyorum, o kadar vahimdi durum.

8. Neil Young – Don’t Let It Bring You Down

Bu da bir anda tekrar karşıma çıkanlardan.

Bu şarkılar son zamanlarda en çok dinlediklerim oldu tabii. Ama bir de mp3 olayım var ki epey bir vakit aldı. 700 küsür şarkıdan 500 küsürlere indim, baya fauna flora değişti yine mp3 çalarımda. Ama daha güzel oldu ne yalan söyleyeyim, dinlemediğim bir sürü şeyi sildim.

Bu can sıkıcı vakitlerde yolunda giden bir şeyler de vardı tabii. Anonim açtığım youtube kanalı giderek büyüyor, iyi paralar kazandırmaya başladı. Bu da beni çok mutlu ediyor. Tabii biraz kaygılanıyorum da, sürekli evrimleşmesi gereken bir yapısı var, aynı kalamıyorsun. Bir noktadan sonra anonimliği bırakıp video çekerek yutubır alemlerine girmem gerekecek. Ancak onun için kafamda belirlediğim abone sayısına henüz gelmedim, Mart’ a kadar vakti var gibi. Belli de olmaz gerçi. Bu aralar büyük sıçrayışları oluyor. Yakında anlatacağım her şeyi.

Geçtiğimiz aylar “çok üzüldüm köşeme çekileyim” gibi geçmedi ama daha çok ne yapmam gerektiğini planlayarak geçti. Sıkıcıydı yalan yok. Ama en azından kendime yeni bir hedef, yeni bir mühlet koydum ki bunun değerini kimseye anlatamam.

Yorgunluk

2 aydır bu sayfaya bile girmemi engelleyecek bir yorgunlukla başa çıkmam gerek her gün. Zihnen, bedenen feci bir yorgunluk içerisindeyim. Bu yorgunluk ve ruh hali, iki yıl önceki… pardon, üç yıl önceki kayıplar sonra yaşananlardan biraz farklı gibi. O zaman daha çok kaygı hakimdi, bu sefer boşvermişlik.

Aslında durumum o kadar kötü değil, hayatım rezalet bir gidişe sahip değil. Bu yazının amacı da hayatımın ne kadar boktan ilerlediğini anlatmak değil. Ancak kendi bloguma bile girememek biraz ters gelmeye başladı. Her şeye vakit bulup buraya vakit bulamamak yani.

Bu sene sona ermeden kendimi toplamam gerekiyor. Her türlü önerilerinize açığım.

Şahit olun.

Ben size burada bir kavga anlatmak durumundayım ancak bu kavganın bir sebebi yok.

Yani “şöyle oldu böyle oldu da sonu buraya vardı”sı yok bu işin. Ortada var olan psikolojik olarak destek görmeyi reddeden manik depresif bir kadın ve estirdiği terörler var.

Bayramdan iki gün önce annemizin “erken kalkıp kahvaltı hazırlamıyorsun” tribi ile mutfağı birbirine katması, her şeyi kırması ve evi terk etmesi üzerine bir kavga var.

Yani burada esas sebebin gerçekten erken kalkıp kahvaltı hazırlamamak olduğunu beş yaşındaki çocuk bile bilir.

Çünkü kahvaltı hazırlamak mevzusu ile alakalı söyleyeceğin bir şey varsa oturur sakince anlatır ve sitemini belli edersin. Evi ortadan ikiye yarıp evden kaçmazsın.

Ancak annemin pek sevdiği akrabaları, kendisinin psikolojik bir rahatsızlığı olduğunu reddedip doktora gitmesi için herhangi bir talepte bulunmuyor, aksine “siz şöyle yapmışsınız, böyle demişsiniz” diye her seferinde kendisini haklı çıkarıyorlar.

“Biraz kafasını dinlesin” diye ilaçlarını almadan tek başına bir evde bırakıyorlar, takipsiz…

Bu kavgaya sebep de her seferinde değişiyor efendiler. “Annenle güzel vakit geçirmemişsin, annene yan bakmışsın, annene sesini yükseltmişsin, annene para harcatmışsın, evde çok durmuşsun, evden dışarı çıkmıyormuşsun, anneni gezdirmiyormuşsun, anneni üzüyormuşsun”…

Burada bahsi geçen anne, geçirdiği sinir krizleri sonrası ablasını veya kardeşini arayarak durumu olmadığı bir hale sokmakta ve onları bize karşı kışkırtmakta bu durumda. Ama onların da canına minnet. Biz kimiz ki? Sevmiyorlar zaten. Çünkü insan olan bir sorar “yeğenim ne oldu” diye…

Sadece ablalarının lafına bakarak, aylarca kendi parasını çarçur etmesin diye (bilindiği üzere bu hastalar parasal konularda pek bir zayıf) emekle, ilmek ilmek biriktirdiğimiz fonlarını bize danışmadan bozduran ve onun eline nakit olarak veren insanlardan bahsediyoruz. Niye? Ablaları öyle istemiş… Peki.

Bunu buraya yazıyorum, çünkü hiçbir şekilde doktoruna götüremediğimiz veya ilaç almasını sağlayamadığımız manik depresif annemizin bir gün bizi öldürmesinden veya kendi canına kıymasından endişe duyduğumuzu, bunu da sevdiklerine defalarca kez söylediğimizi bilin. Şahit olun.

Şubat 2019′ dan beri devam eden bu çöküşüne bir Allah’ın kulunun da “ulan bu işte bir iş var bu kadın normal değil” demediğini bilin.

Sizden tek ricam budur.

Ayın 5 Şarkısı

Temmuz ayında güzel şeyler dinledim. Özellikle iki şarkı var çok beğendiğim. Dinleyince anlayacaksınız zaten.

  1. Mondo Generator – Autopilot

Bu şarkıyı tekrar önüme koydu Spotify, seneler sonra tekrar tekrar dinlemeye başladım. Mis.

2. Skraeckoedlan – Talisman

O nasıl bir isimdir arkadaş?

3. Blood Command – All I Do Is Maketh Shit Dope

İşte bahsettiğim en güzel iki şarkıdan bir tanesi. O neydi gııız?

Bu kadar az dinlenmesine de hayret ettim açıkçası.

4. Biting Elbows – Toothpick

En güzel ikinci şarkı da bu. Bunun resmen gözden kaçırmışım ben. Tu bana…

5. Easy Giant – Mountain Hart

Aslında 3. ve 4. şarkıyı o kadar çok dinledim ki, bu biraz geride kaldı.

Ama diğerlerini listelere yerleştirdiğime göre bu ay bu şarkıyı biraz daha fazla dinleme şansım olacak.

Nispet

Arkadaşlık sahip olunası çok güzel bir şey. Herkese nasip olmaz, herkes devam ettiremez. Ancak arkadaşlığın başlaması kadar bitişi de normal. Ve o noktada insanların nasıl tepki verdiği çok önemli.

Merhaba, ben Dilara, TED konuşmama hoş geldiniz aksldfhlkgfhfhn.:

Yok lan o kadar ciddi bir yazı değil bu. Sadece aklıma takıldı, buraya yazayım istedim.

Hale, Lale ve Jale adlı üç yakın arkadaş var diyelim. Hale ve Jale’ nin arası açılıyor. Olabilir, insan culuktur, her boku yapabilir. Hale ve Jale’ nin arkadaşlığı bozuldukça Lale arada kalıyor, çünkü ikisini de seviyor. Ancak bu durum karşısında objektif kalamıyor ve o da Jale ile konuşmayı kesiyor.

Jale bu durumda Lale’ nin tavrına kızıyor tabi. Bana neden durduk yere tavır aldı, kendi aklı yok mu diye.

Sonra, Hale ve Lale’ nin de arası açılıyor. İşe bak, kim tahmin ederdi Hale’ nin orospu olduğunu… Hiç…

Burada iki senaryo var. Lale ve Jale’ nin arkadaşlığı ile alakalı olarak. Hale tamamen resimden çıktı bu arada.

Jale, Lale’ yi affedebilir ve “yolun açık olsun arkadaşım, bizim dostluğumuz artık eskisi gibi düzelemez ancak senin iyi olmanı isterim” alt metinli bir tavır koyabilir. Sonra Lale ile görüşmez, en azından eskisi kadar yakın olmaz, bir mesafe koyar. Zira Jale midesiz değil ve kendisine yapılan gereksiz tavrı “hop, unuttum gitti” diye kabullenemez.

İkinci senaryo da Jale ve Lale’ nin “kaliteeee kalite” diye nispet fotoğrafları atması Instagram’ da. Can ciğer kuzu sarmaları olmaları, hiçbir şeylerini ayrı yapmamaları ve bütün resim ve tweetlerde “kıskananlar çatlasın” ve “en yakın arkadaşım”, “kıymetimizi anladık”, “kara kedileri kovduk” gibi laflar yazması.

Amına koduğumun şu memleketinde ilk senaryoyu tercih eden iki kişiyi ya gördüm ya görmedim. Herkes kalite, herkes marka…

Bir insan ile kavga edebilirsin, fikir ayrılığına düşebilirsin. Bu normal. Ancak o kişiyle zıtlaştığının noktasında öbürüne KARŞİİİİM diye atlaman neyi gösteriyor?

Ne kadar mesnetsiz, gerizekalı ve ezik olduğunu tabii ki.

Lütfen hiçbir senaryoda insanlara nispet yoluna gitmeyin, orospuluk yapmayın.

Teşekkürler.

Ayın 5 Şarkısı

Geçtiğimiz ay spotify kardeş tarafından ne önerildiyse beğendim galiba. Ama hiçbiri esas listelerime giremedi. Böyle olunca üzülüyorum işte…

  1. Kylesa – Unspoken

Bir kere anlatayım, bütün ay kafa bu şekildeydi…

2. Christon – Icarus

Şimdi birisi bana bu şarkının hangi türe girdiğini anlatabilir mi?

3. Mercury Rev – Tides of the Moon

Geçtiğimiz iki sene buna benzer çok şey dinledim. Şimdi fark ediyorum…

4. Harlea – Miss Me

Bu şarkıyı da Spotify ısıtıp ısıtıp temcit pilavı gibi önüme koyuyor. Bir an çok seviyorum sonra unutuyorum…

5. Ayreon – River of Time

Hiç sevmem, çok yapmacık gelir. Ama bir kere dinledim ne yapayım, üstüme gelmeyin asdfjdkfg.

Bu ay böyleyken böyle… Siz neler dinlediniz?

Ayın 3 Şarkısı

Bu aralar kafam o kadar karıştı ki ne yapmam gerektiğine dair, yazı yazmayı unuttum. Hazır bayram günü fırsat bulmuşken paylaşayım istedim. Ayrıca bu ay üç şarkı olmasının bir sebebi var. O da eski mp3 takıntım ve oradan hiçbir şarkının “en çok bunu dinledim” diye öne çıkamaması.

Hatırlarsanız bir de bir zamanlar bayram günü film maratonları yapardım. Pehey eski günler…

  1. Horisont – About Time

İlk haftanın keşif şarkıları ateş ediyordu. Bu da onlardan bir tanesi.

2. Miracle of Sound – Upside Down

Adından anlaşılacağı gibi tam bir Stranger Things şarkısı. Bol bol dinlenesi…

3. Metallica – Mama Said

Neden bu kadar dinledim bunu bilmiyorum ama başımı kaldıramadım resmen. Gerçi kimse şikayet etmez sanırım.

Umarım Haziran’ da daha fazla şarkı dinlerim. Dinimiz amin.